Isparta Gelendost Çaltı Köyü
Köyün tarihi hakkında ki rivayetlerden biri, Balta, Göde ve Sarı
ağa diye bilinen üç kardeşin, Antalya ili civarından gelmiş ve Karakgeçili yürüklerinden oldukları bilinen atalarımızın 1800 yılların
ilk çeyreğinde yerleşmeleri ile kurulmuş olduğudur.

Türk
Boyları Cizelgesi
Diğer iki rivayete göre ise Konya ili Çumra İlçesi civarından ve Aydın
ili Cine İlçesi dolaylarından geldikleridir. ancak bu iki rivayetin
olasılığı köy halkının yaşayış ve gelenek görenekleri bakımından zayıf
olduğudur.
Yerleşim yeri
itibari ili iki dağ arasında davar gütmek için son derece müsait bir
alan olduğundan, 1900 yıllarda yapılan nüfus sayımı ve verilen hane
numaralarına bakıldığında, şu an köyün kuzey batısında bulunun Hasan Ali
oğlu Ahmet TÜRKER'e ait olan evin olduğu yerde 1. hane olarak Baltalar
Sülalesinin ortadibek olarak adlandırılan Sünnah oğlu Yusuf ÖZDAMAR 'ın
şu an sahip olduğu haneye kadar yerleştiği ve ilk 30 haneye sahip
olduklarıdır.
Göde
oğullarının ise şu an paşalar olarak bilinen Osman ÖZKAN ve Mehmet
ÖZKAN'ın sahip oldukları evlerin çevresinde yeşleştikleri ve 66-70.
haneler olarak yerleştikleri.
Sarı oğullarının ise caminin etrafında 52 den 61'e kadar olan hane
olarak yerleştikleridir.
Köyümüzün kuruluşa hakkında araştırmalarım neticesinde kesin bir resmi
kayıt bulunmadığıdır.
Ancak, yapmış
olduğun köyümüzün yaşları itibari ile kamil insanlarından aldığım
bilgileri göre ise,
Halen sağ olan 69. haneden
Mevlüt ve Hafıza oğlu 01.03.1338 (miladi 1922) doğumlu Osman ÖZKAN'ın
beyanına göre; "ebesi olan 10. haneden 1269 Çaltı doğumlu Osman ve
Keziban kızı Dudu ebesinin kendisine söylediğine göre, Dudu ebesinin
köyün kuruluşunu "ben bilirim" dediği için, Dudu ebenin 110 yaşlarında
1935 yılında öldüğüne göre, (1265 olan doğum tarihinin sonra yazılmış
olabileceği göz önüne alınabilir) Dudu ebenin köyün kuruluşuna aklı
erdiğine göre 10 yaşlarında iken kurulduğunu varsayarsak, Köyümüz 1820
yılları civarları kurulmuş olduğunu sana biliriz.
Ancak
şu bilinmelidir ki; köyümüzdeki çeşme ve bağlı bulunduğu dede
kuyusundaki çivi yazısından, temel kazmalarında çıkan kalıntılardan ve
katrancı kayasının yanında bulunan kalıntılardan daha önce ki tarihlerde
burada bir yerleşim yerinin olduğudur.
Hüseyin ŞEKERCİ'nin Gelendost
ilçesinin soy kütüğü adlı eserinde ise Çaltı Köyü
Gelendost ilçesinin 15 kilametre
şimalindeki kökez dağı ile kirişler dağının şimal yamacındakurulmuş bir
köyümüzdür. Kurulduğu yerde Romalıların açtırdığı Masallı kuyusu adında
merdivenli su kayusu vardır. Tokmacık yolu üstünde Göktür boylarından
Göferler Tolu adı ile anılan 1710 yıllarında dağıldığı anlaşılan bir köy
harebesi vardır.
Masallı adına bakacak olursak Çaltının ilk Çağlarda
adı Masallıdır. Çünkü massalar Hititlerden önce buralara yerleşmiş ve
köyler kurmuştur. Bu tarihi mahzenin merdivenli su kuyusunun açılması
Romalılardan çok evvele gitmektedir.
Tokmacıkta Çaltıda Romalılar ve Bizanslılar çağında yapılmış
başka bir eser kalıntısı yoktur. Çaltı adının anlamına gelence; Çaltığ,
Çalık kelimeleri Oğuzlarda Çalışkan, yiğit (Çalık) iyi kılıç kullanan ,
iyi ok atan anlamındadır. Selçuklu ordusunda Çaltılı Türkler önemli
vazifeler almışlardır. Karadeniz Samsun sahillerinde İznik, Bursa ve
Bilecik önlerinde, Konya çevresinde Beyşehir Şarkikaraağaç ve Eğirdir
gölü sahillerindeki Gelendost bölgesinde Çaltı köyleri vardır. Dikkat
edilecek olursa hep Selçuklu sınırları buralar. Çaltı köylerindeki Çırık
Oğulları ya ince keçi yolu izcileri ve dik Tabanlı oğulları veya Taban
oğulları b uyay okçu ve öncü kuvvetlerini temsil etmiyor mu?
Çaltılı öğretmen Ali Çırığın iddiası doğrudur. biz öncüyüz
diyordu, onu hatırlıyor rahmetle anıyoruz. Çaltıdaki Paşa oğulları
Gelendostlu Hürzat oğlu Haydar Paşanın anası Fatma hanım Çaltılı
olduğundan o sülaleye Paşalar veya Paşalılar derler. 1583 yılında
gittiği Karabağ Gence savaşını kazanan Haydar Paşa dönüşünde Padişahtan
biraz maddi armağanlar aldığından Gelendost’ta döndüğünde, anasının
isteği ile Çaltı köyüne minaresiz bir cami yaptırmış üç su kuyusu
açtırmıştır. Çaltı köyü susuz yüksek bir düzlükte kurululuğundan akar
suyu yoktur. İçme suyu kuyular dan temin edilirken son yıllarda, Eğirdir
gölü kaynaklarından Yence köyü Sivri istasyonundan pompalanarak köye
içme suyu verilmiştir.
Köyümüzün yolu, okulu, camisi ve konağı vardır. Köyün susuz
bağlarında çok güzel üzüm yetişir. 1710 yıllarında dağılar yakınındaki
Göferler köyü halkı Tokmacık, Tırtar, Çaltı, Avşar köylerine ve
Gelendost ilçe merkezine yerleşmiştir. Göktürk kavminden olan Tokmacıklı
Tokmak Hanlılar, Yüktaşıyan Tırtarlılar gök yüzüne gözetleyen (Göğe
Bakan) Oğulları Göferliler ayni kavimden oldukları için kaynaşmışlardır.
Çaltının doğusundaki Çobansa Köyü de dağılmıştır. 1625
yılında Çobansalı Kırbıyık Oğlu Ali Beyin İstanbul sarayına gönderdiği
zengin rüşvetlerle Avşar Bucağının Sultan Deli İbrahim ve anası Kösem
Sultanın emri ile Avşar kaza merkezi olduğundan, Çobansalı Ali Beyin
ısrarı ile Çaltı ile birlikte Tokmacık, Tırtar, Hoyran, Akçaşarı, Avşar
kazasına bağlanmış, Çaltı Köyünden 10 halen, Göferler Köyünden 15 Hane
Tokmacık ile Tırtardan 15 hane Avşara yerleşmiştir. Tarihdeki Çalık,
yiğit Çaltı iyi kılınç tutan, iyi iş yapan çalıştan adamlardır.
(Haydar
Paşa (Koca) kimdir?
Osmanlı vezîri. 1512 yılında Isparta’nın Gelendost
ilçesinde doğdu. Eğridir ve Akşehir medreselerinde tahsil gördü. Daha
sonra İstanbul’a gelerek Mîmarağa Ocağına, sonra da Dârüssanâyi Odasına
girdi. Mîmarağa yardımcısı ve dârüssanâyi kalfası oldu (1530).
Tersâne yapma vazîfesi verildi. Haliç Tersânesinin
yerinde havuzlar ve depolar yaptırdı. Cidde’de ilk Türk donanma üssünü
kurdu. Anadolu’da çeşitli kanal ve köprülerin, Selimiye Kışlasının,
Ulukışla’daki Büyük Kışlanın plânlarını hazırlamak ve inşâ etmekle
görevlendirildi. Bu çalışmaları netîcesinde bir tuğlu paşalık rütbesi
verildi.
Budin’in fethine ve İran seferine katıldı. Osmanlı-Macar
görüşmelerinde Osmanlı heyetine başkanlık etti. Zigetvar kuşatmasına
kumandan olarak katıldı(1556). Baboca Kalesini ve Köstence’yi aldı.
İkinci Selim zamânında ikinci vezirlikten kubbe vezirliğine getirildi.
Anadolu’nun îmârı için hazırladığı plânı pâdişâha takdim etti. Kıbrıs’ın
fethine ve İnebahtı Savaşına katıldı. Tunus beylerbeyliğine getirildi.
Halkulvâd Savaşında birleşik Venedik-İspanyol ordusunu yendi. 1575’te
Cezâyir, 1582’de Sivas beylerbeyliğine tâyin olundu. 1583’te Özdemiroğlu
Osman Paşa ile birlikte İran seferine katıldı. 1588’de Gence’nin fethini
temin etti.
1595’te Sultan Üçüncü Mehmed tarafından İstanbul’a
çağrıldı. Eflak seferine iştirâk etti. Bükreş önlerinde şehid
düştü(1595). Arapça, Farsça, Rumca, Fransızca ve Macarca bilirdi.
(kaynak: Türk tarih ve siyaset adamları adlı eserden
alınmıştır.)
Yorum : Çaltı Köyü'nün tarihi o
kadar eskiyi gitmideği yapmış olduğun nüfus araştırmasında hane
kayıtlarında yaş ordalamısına bakılırsa, 1840 larda doğanların akrabalık
derecelerinden 7 haneye kadar inmiştir. bu yüzden Rahmetli Hüseyin
Şekercinin yazdığı gibi köyümüzün tarihi o kadar estkiye gitmemektedir.
daha önce yaşayan Masallılar köyü boşaltıktan sonra bizim atalarımz
gelip yeşlermiş olmalarıdır. Ramazan Seyhan
1900 'LÜ YILLARDA KÖYÜN YERLEŞİMİ

hane
numaranıza bakarak 1900 yılında evinizin nerede olduğunu bulabilirsiniz.
BU GÜNE KADAR KÖYDE BULUNAN SOY İSİMLER
-
ÖZDAMAR
-
ÖĞÜT
-
AYTAÇ
-
SÜMER
-
BAŞARAN
-
GÜRBÜZ (ARIDAĞ)
-
TÜLÜ
-
GÖK
-
AK
-
EKER
-
KOCA
-
ŞEKER
-
DOĞAN
-
ALTINEL
-
GÜNAY
-
KORKMAZ (GÜNGÖR )
-
KAZIK
-
CİRİK
-
CIRIK
-
ÇELİK
-
TÜRKER
-
KATIRANCI
-
PEKER
-
TOY ( ERTOY, ERTAŞ, ÇEVİK)
-
KOÇ
-
KARA
-
YILMAZ (SEYHAN)
-
SEYHAN
-
ASLAN
-
YILDIRIM
-
ŞAHİN
-
TARHAN
-
TOPTAŞ
-
BOLAT
-
ÖZKAN
-
ALTINER
-
CEYLAN
-
ÇETİNKAYA
-
ÖZDEMİR
-
ÇETİN
-
DABAN
-
KAYA
-
YILDIZ
-
SARI
-
ÇAKAL
-
BİLCİ
-
SARIDOĞAN
-
ÖZKAYA
-
EMEKLİ
-
KAYMAK
-
DEVECİ
MEVCUT HANE DURUMUNUN İLK TEMSİLCİLERİNİN
BABA VE ANALARININ İSİMLERİ
(araştırmalarım neticesine göre dayanan hane
sisteminde hanenin ilklerinde yer alan eşlerin baba ve anne
isimleri soyadlarından sonra verilmiştir. (soyadı yazılmayanlar soy adı
kanunundan önce vefat etmişler erkek çocukları olmadıklarından
hanelerini ve soyadını günümüzde temsil eden kalmamıştır).
SOYADI ERKEĞİN BABA ADI - ANNE ADI - (EŞİNİN ANNE VE BABA ADI )
(doğum tarihleri oğulyanıhıh
isimleri yakında burda olacaktır)
-
ÖZDAMAR - HASAN -
DUDU (ALİ-EMİNE KIZI, 1250 D.)
not:Ali-Emine 55.haneden sarılardan
-
ÖĞÜT
-VELİ - KERİME
-
AYTAÇ
- VELİ - KERİME
-
SÜMER
-MEHMET - EMİNE
-
BAŞARAN -MUSTAFA - KEZİBAN
-
-MUSTAFA - KEZİBAN
-
GÜRBÜZ -MUSTAFA
- KEZİBAN
-
GÜRBÜZ (ARIDAĞ) - MUSTAFA - UMMAHANİ
-(İBRAHİM-HALİME)
-
ÖZDAMAR - MEHMET - İSMEHAN -
(İBRAHİM-HALİME)
-
ÖZDAMAR -MEHMET (EMİN) - EMİNE
-
ÖZDAMAR -MUSTAFA - NESLİHAN
-
ÖZDAMAR -MUSTAFA -NESLİHAN
-
ÖZDAMAR -MUSTAFA - NESLİHAN
-
TÜLÜ
-MEHMET - ZELİHA -(OSMAN-FATMA)
-
TÜLÜ
-MEHMET - ZELİHA -(OSMAN-FATMA)
-
TÜLÜ
-MUSTAFA - AYŞE
-
GÖK
-HÜSEYİN - DUDU -(SÜLEYMAN - EMİNE)
-
AK
-SALİH - EMİNE - (SÜLEYMAN - EMİNE )
-
AK
-İSMAİL - AYŞE - (SALİH-DUDU)
-
EKER
-ALİŞAN - AYŞE
-
-İSMAİL - NESLİHAN
-
KOCA
-İSMAİL - DUDU - (İBİŞ-DUDU)
-
-İSMAİL- DUDU - (ALİ-HATİCE)
-
ŞEKER
-VELİ - ZELİHA - (ALİ-HATİCE)
-
DOĞAN - AHMET -
EMİNE - (İBRAHİM-AYŞE)
-
DOĞAN -AHMET -
EMİNE
-
ALTINEL - İSMAİL -
FATMA(İBRAHİM) - (AHMET- AYŞE)
-
GÜNAY
-SÜLEYMAN (AHMET) - ŞERİFE - (AHMET-UMMAHANİ)
-
GÜNAY -
HÜSEYİN-FATMA - (MEHMET-FATMA)
-
GÜNAY -
MEHMET-FATMA - (HÜSEYİN-DUDU)
-
KORKMAZ - İSMAİL-FATMA - (HÜSEYİN)
-
KORKMAZ (GÜNGÖR ) - SALİH-AYŞE(AHMET-HATİCE) -
(MEHMET-AYŞE)
-
KORKMAZ -HASAN-FATMA
-
KAZIK
-AHMET-EMİNE(HASAN-AYŞE) - (MUSTAFA-ASİYE)
-
KAZIK
-HÜSEYİN-MÜNTEHA(MEHMET-DUDU)
-
CİRİK
-ALİ-HATİCE - (MEHMET-HATİCE)
-
CIRIK
-SALİH-DUDU - (HASAN-DUDU)
Not:Hasan-Dudu 1 hane baltalardan
-
-ŞERİF-FADEN(AHMET-EMİNE) - (HASAN-FATMA)
-
ÇELİK
- VELİ-HATİCE - (RAMAZAN-AYŞE)
-
ÇELİK
- ALİ-HATİCE
-
ÇELİK
- MUSTAN-ZELİHA(MUSTAFA-FATMA) - (ÖMER-ARİFE
-
ÇELİK
- ALİ-ZEYNEP(OSMAN-FATMA) - (İSMAİL-RAHİME)
-
ÇELİK
- SALİH-ZEYNEP - (AHMET-HATİCE)
-
TÜRKER - HASAN-AYŞE -
(İBRAHİM-HALİME)
-
TÜRKER - HASAN-AYŞE - (YUSUF-KEZİBAN)
-
KATIRANCI - AHMET-FATMA - (İSMAİL-AYŞE)
-
PEKER -
AHMET-ŞERİFE(ALİ-İSMEHAN)
-
TOY ( ERTOY, ERTAŞ, ÇEVİK) - ALİ-RUKUYE - (ALİ-RUKUYE)
-
KOÇ
- ÖMER-FATMA
-
KARA
- İBRAHİM-HATİCE - (MEHMET-AYŞE)
-
KARA
- İBRAHİM-HATİCE - (MUSTAN-ZELİHA)
-
YILMAZ (SEYHAN) - MEHMET-NESLİHAN - (SÜLEYMAN-ASİYE)
-
SEYHAN -MEHMET-NESLİHAN -
(SÜLEYMAN-ASİYE)
-
SEYHAN
-MUSTAFA-HATİCE(MEHMET-ELİFE) - (MUSTAFA-HATİCE)
-
SEYHAN -ALİ-EMİNE - (ABDULKERİM-EMİNE)
-
SEYHAN -ALİ-EMİNE -
(İBRAHİM-ŞERİFE)
-
ASLAN
-ALİ-EMİNE - ( - ÜMMÜGÜLSÜM)
-
-HASAN-ALİME(OSMAN-DUDU) - (İSMAİL-RAHİME)
-
YILDIRIM -SÜLEYMAN-EMİNE -
(SÜLEYMAN-AYŞE)
-
ŞAHİN
-İSA-HATİCE - (OSMAN-ZELİHA)
-
-İSA-İSMEHAN(AHMET-EMİNE)
-
-SÜLEYMAN-FATMA - (MUSTAFA-FADİME)
-
-MEHMET-FATMA - (MEHMET-FATMA)
-
TARHAN -MEHMET-FATMA -
(MEHMET-FATMA)
-
TOPTAŞ -HALİL-SELURE
- (RAMAZAN-KEZİBAN)
-
BOLAT
-MUSA-KEZİBAN- ( - ASİYE)
-
ÖZKAN
-MUSA-KEZİBAN -
-
ALTINER -MUSA-ELİFE -
(AHMET-ŞERİFE)
-
CEYLAN -MUSA-ELİFE -
(MEHMET-AYŞE)
-
ÖZKAN
-OSMAN-FATMA - (MEHMET-DUDU)
-
ÇETİNKAYA - OSMAN-DUDU - (SALİH-EMİNE)
-
ÖZDEMİR -ALİ-DUDU - (MUSA-KEZİBAN)
-
ÇETİN
-HÜSEYİN-AYŞE - (- )
-
ÇETİN
-HÜSEYİN-HATİCE(MUSTAFA-FATMA) - (MEHMET-ZELİHA)
-
ÇETİN
-MUSTAFA-AYŞE(MEHMET-AYŞE) - (SALİH-FATMA)
-
DABAN -HÜSEM-AYŞE
- (SALİH-EMİNE)
-
DOĞAN
-HASAN-FATMA - (HÜSEYİN-AYŞE)
-
-HASAN-FATMA(MUSTAFA-FATMA) - (İSMAİL-EMENTULLAH)
-
KAYA
-MEHMET-CENNET - (MEHMET-DUDU)
-
KAYA
-MEHMET-AYŞE -(YAKUP-KEZİBAN)
-
-MEHMET-DUDU - (İBRAHİM-HATİCE)
-
YILDIZ
-İSMAİL - (İBRAHİM-FATMA)
-
SARI
- ALİ - (ABDURRAHMAN)
-
-OSMAN - (OSMAN)
-
ÇAKAL - MEHMET
- ELİFE(ABDULLAH)
-
BİLCİ
-İSMAİL - ELİFE(ABDULLAH)
-
KORKMAZ -KÖSE OSMAN
-
SARIDOĞAN - AHMET-DUDU - (İSMAİL-EMİNE)
-
ÖZKAYA -(BULGAR
GÖÇMENİ)
-
EMEKLİ
-ALİ-ADİLE - (MUSTAFA-FADEN)
-
KAYMAK - (BAĞILLILI MEHMET)
-
DEVECİ - (
YALVAÇ NÜFUSUNA KAYITLI)
ÇALTI KÖYÜNÜN TARİHİ İLE İLGİLİ RÖPORTAJLAR
:01.03.1338
(miladi 1922) DOĞUMLU OLUP HALEN ÇALTI KÖYÜNDE YAŞAMAKTADIR,
-Köyümüzün kuruluşa
hakkında bize bildiklerinizi anlatır mısınız?
Benim Dudu
ebem köyün kuruluşunu bilirim derdi ancak köyün nereden geldiği hakkında
bir şey söylemezlerdi. Dudu ebem 110 yaşında rahmetli oldu. benim
aklımın erdiği kadarı ile, köyümüz de otuz kadar hane vardı, köyümüzün
kurucu aileleri ve o zamanlar bilinen lakap ve sülaleleri şöyle sıralaya
biliriz. Gödeler, Sarılar, Baltalar, Kocaoğlu (Danaveller), Arcalar (Kozmanlar).
Tüloğlu, Cinaliler, Berber Ahmetler (Yalvaçlıdırlar) Salihler,
Dabanlar, Cırıklar, İmamlar, Deli Ömerler (Kumrular), Seklemoğlu (Mıdıklar),
Türütoğlu (Kirişler), Yetim Ahmetler, Kör Hüseyingil isimlerinde
sülaleler bulunuyordu.
1. hane
baltalar, 2.ve 3. hane hatıplar 4. hanede oturan Osman Sümer in kem
olduğunu bilmiyorum. 5. 6. hane (Başaran, Gürbüz) jandarma Mehmetler
Mehmet Efendi oğulları derlerdi.15. hane Çöllüler tüloğlu diye duyardım.
17. Haneden Baraklar Egirdirin Koçular köyünden gelmişlerdir. 18. ve 19.
hane Akçaoğlu Salih ve Akçooğlu İsmail Kardeşdirler. anneleri Kezibandı.
ismail'in kız kardeşi sultan vardı çok iyi kaval çalan Tunalardan
Kocaali nişanlısı ölünce 15 gün sonda Allaha dua edip salısına
girmiştir. 20.hane Memiş Kazımın dedesi idi. 24. çolak Durmuş, kızı
Faden Tırtara varmış ve bilavelet olarak rahmetli olmuştur. 31. haneden
Faden Madenli Köyündedir ve 1 kızı vardır. 38. haneden Ayşe Yalvaç da
Şehirli Yusuf ile evlidir. 45. haneden Mehmet Katırancı Afyonun Havutlu
köyü diye duyardık. 55. hanede Nail'in kardeşi Hesnanın kıza şu an
Sultandağındadır Lütfiye, (Sultandağı
Derecine Ortamescit 77. hanede 3 kızı var yaşayan araştırıldı.
webmaster), <46. hanede Fatma
paşalardandır. 48. hanede Hacıdibek, katırancı Ahmet, Kıllı Hasan, Kavun
Ali babaları Kavun Ali kızı ayşenin kırdak emmisidir. 49. hane kocaosman
babaları barladan gelmidir. (
Kebbanlar) <50. haneden Ayşe
egirler köyündedir. 52.Hulise ile Veli kardeşdirler. 58. hanede çoşdan
Ahmet ile gök Adile ailesidir. sarılardandır. 78. hane çakallardan,
şarkıkarağaçda torunları var. 81. kul osman mırıların olduğu yerde evi
vardı. ( bu gün Demir efe Osmanın
evinin olduğu yerler.) 82. semerci
oğulları, 83. hane bu gün Gelendosta torunları var (sarıalioğulları).
Ezapların Manisadan geldiklerini duyardım.
ben şu anda
tam olarak aklım erdiği kadarı ile 4. hanede yaşamış ve bizim olduğu yerde
oturmuş Osman Sümer in kim olduğunu bilmiyorum. Karabacakların Egirdirin
Kuşka dan geldiklerini duyardım. Benim even olduğu yerin hatıpların olduğu,
hasna alinin evinin olduğu yerde balta mehmedinin oturduğunu. gallenin
evinin arkasında, çöllülerin iki hane olarak oturduklarını bilirim.
Ortadibekte, Yamuk Alinin oturduğun bilirim. 18. hanaden yani kendi
hanemden, Osman dede kadının anası Hanife, Faden deli ahmedin Abdullahın
kızı, diğer kızı keziban Tokmacığa gitmiştir.
TEVFİK_ÖĞÜT:
benim babam hatip hüsnü
bu köyü 12 haneye kadar sülaleri sayarak indirirdi. yani bu köyün 12 hane
olduğunu bilirmiş. Günaylarda İmamlardan yani başaran ve gürbüzlerdendir.
daban, yıldız, kaya soyatlılar aynı atadandırlar. tülü, ögüt, başaran mehmet
efendi oğullarıdır. 20. hanede Alişan kuruklardandır. tırtarda kardeşleri
vardır. 24. hanede Çolak durmuş Köke köyünden gelmedir. 19 . hanede ki
Salih, 18. haneden İsmail, 20. haneden Hüseyin kardeşdirler, Hüseyin in eşi
Keziban, Çolaklardan İbiş i iş güveliğine almıştır. Doğanlar ile Altınerler
bir atadandır. Kazıklar tekdir. Ezapoğulları yeni tekdir. koreşşiden gelme
derlerdi. (Hüseyin
Şekercinin Gelendost ilçesinin soy ağacı kitebından geçen Çobansalı
olabilir, ancak orası köyümüzün kuruluşundan çok önce terk edilmiştir,
karıştırılmamısına dikkat edelim.)
ŞÜKRÜ_GÜNAY
devam etmektedir
GELENDOST
Doğal yapı
Gelendost, Isparta il merkezinin kuzeyinde, eğirdir
gölü'nün 10 kilometre içerisinde kurulmuş 624 kilometrekare yüzölçümlü
küçük bir ilçedir.
Deniz seviyesinden 940 metre yükseklikte olan ilçede
belli bir akarsu yoktur. Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında geçit
teşkil eden bir iklime sahiptir.
İlçede ormanlar yok denecek kadar az olup yer yer her
köyün korulukları ve çaltı köyü ile balcı köylerinde orman işletmeleri
tarafından dikilmiş 10-15 yıllık cam ormanları vardır. Bitki örtüsü
pınar ve çalılıklardan ibarettir.
Tarih
Gelendost ilçesi, ilkçağlardan beri, pisidya ülkesi
adı verilen göller bölgesinin en eski kültür merkezlerinden biridir. M.ö.3500
yıllarında "mirya veya miryo" adı ile hitit'lerin bir kolu olan anamurla
(anamilli) miryalılar tarafından kurulmuştur.
M.ö. 547 yıllarında bu
topraklar pisidyalıları yenen perslerin egemenliği altına girmiştir.
Kumandanlı boğazında 17 eylül 1176'da yapılan bir
kısmı da gelendost ovasında geçen myriokafalon savaşı'nı türklerin
kazanması ile selçuklu topraklarına katılmıştır. Gelendost daha sonra
hamidoğulları beyliğinin egemenliği altına girmiştir.
Gelendost tarih boyunca ablada, sabinae, myrio,
miryona, miryo, myriokafalon, kalanda, gelindi, geledikos, gelende-abad,_gelendoz
adlarıyla anılmıştır.
Afşar, 1478-1051 döneminde nahiye, 1522'deki tahrir
kaydında kaza, 1568 tarihli tahrir kaydında kaza, katip çelebi'nin
"cihannüma" sında kaza olarak gösterilmiştir.
16. Yüzyılda afşar nahiyesine bağlı olan gelendost,
cumhuriyet döneminde 1930 yılında afşar'ın yerine nahiye olmuştur.
Daha sonra 6 mart 1954 tarih ve 6324 sayılı kanunla
da ilçe olmuştur.
Miryakefalon savaşı ve zaferi (gelendost
zaferi)
1071'de malazgirt zaferi ile türklere anadolu
kapıları açılmış, 1176'da kazanılan miryokefolon zaferi ile de anadolu
ebedi türk yurdu olmuştur.
Ll. Kılıç Arslan'ın bizans
ordularına karşı kazandığı bu zaferin yeri gelendost çevresi olarak
belirlenmiş ve her yıl 17 eylül tarihinde gelendost zaferi olarak
kutlanmaktadır. Yapılan araştırma sonuçları "gelendost zaferi kutlama
komitesi" tarafından yayınlanarak tarihçilerin dikkatine sunulmuştur: "yediyüzbin
kişilik bir kuvvetle 1176 yılının 28 ağustos günü türk sınırındaki
bolvadin ve çay'a giren bizans ordusu çay ilçesi yakınındaki karacaören
köyü yerindeki holmi kalesi'nde harp meclisini kurdu.
İngiltere kralı ll. Henri'nin izmir'e gönderdiği
haçlı saray birlikleri, izmir, aydın, denizli, honoz yolu ile dinar (apamea)
ve Uluborlu'ya saldıran kuvvetler ikinci bir cephe açarken meşhur
Karaaslan ovası savaşında bütün İslam gazileri şehit düştüler.
Meşhur eber gölü ve akşehir savaşından netice
alamayan bizans orduları akbel (yarıkkaya), düzbel, akşehir-yalvaç yolu,
yellibel (gavurlar uçtu) beli, Akşehir-örkenez (bağkonak) yolu ile
(yanık antakya) yalvaç ovasına doldular. Hoyran akçaşarı denilen köyün
önündeki su kaynağının başındaki homataya kurulan bizans karargahı
senirkent (tolbeyli), kırbaşlar (tolata), kumdanlı (tolmara) üstünden
yalvaç'a giden haçlı kuvvetleri ile takviye olurken, bizans ordusu
içinde gelen tonguzlu yalvaç beyli kuvvetleri, romanyalı umamış türkleri
isyan ederek akçaşardaki homalıların kurduğu homata karargahını
bastılar.
Ne yapacağını şaşıran bizans immparatoru manuel,
ordusuna miryo (gelendost) ovasına gir emrini verdi.
Türkler gelendost ovasında 17 eylül 1176 günü kati
zafere ulaşarak anadolu'nun tapusunu aldı.
Gelendost beleldiyesi öncülüğünde bölge hakkında
yapılan tarihi araştırmalarla şu sonuçlar elde edilmiş ve tarihçilerin
dikkatine sunulmuştur.
Selçuklu sultanı mesut zamanında 1116 yılında
selçuklu türkleri tarafından fethedilen myrio kalesine "gelende" adı
verilmiştir. Anadolu selçukluları zamanında dosteli sancağının merkezi
olmuş ve osmanlı sultanı fatih sultan mehmet zamanında "gelendost" adı
verilmiştir.
17 eylül 1176'da gelendost zaferi ile sonuçlanan
savaş, 16 eylül'de gelendost myrio ovasında selçuklu sultanı ll.
Kılıçarslan ile bizans imparatoru manuel kommenos arasında başlamıştır.
Bu zaferin anıtı olarak kalan miryo aslan'ın gelendost ilçesinde 17
eylül parkında bulunmaktadır.
İlçede bulunan tarihi yerlerle ilgili olarak da
aşağıdaki bilgiler verilmiştir:
-
Şehirler ovası savaş alanı: bağıllı kasabası hassa askerlerinin
aşlattı kirilloman savaş alanıdır. Miryo kalesi bu beldeye 5-6
kilometre uzaklıktadır. Burası zaferden sonra kaplanga adını
almıştır.
-
Tozuğan şehitliği alanı: şehitler tepesinden
miryo kalesi'ne kadar uzanan tozuğan ovası savaşın şiddetlendiği
yerdir. Buralarda; çimli gazi, emirgazi, sümbüloğlu bağı içinde
sümbül gazi, ishakağa bağı içinde islambey, hasan hüseyin bağı
içinde erbaş gazit, körkuyu dibinde kara gazi, yakaköy korusu içinde
şeyh ahmet gazi, yaka kasabası içinde emir sayılı isimli askerlerin
türbe ve mezarları vardır.
-
Korudağı (kazıkbağları) şehitliği: kahramanlar
ovası adıyla anılmaktadır. Miryokafalon savaşında şehit olan güldede
(güllü gazi)ve gülüm eremleri mezarları afşar köyü korusu ve yenice
köyünde bulunmaktadır.
Kültür varlıkları
İlçe merkezinde, biri osmanlı mimari tarzında
yapılmış, diğeri ise selçuklu mimari özelliklerini taşıyan iki tarihi
cami bulunmaktadır. Aşağı mahallede bulunan selçuklulardan kalma camiye
"atik camii" denilmektedir. Camiler muhtelif zamanlarda tamirat ve
tadilat görerek günümüze kadar ulaşmıştır.
Ayrıca, ilçeye bağlı afşar köyünde selçuklulardan
kalma bir cami bulunmaktadır. Bu caminin içi kaba ağaç süslemesi ile
süslenmiştir. Tavan kısmı ve yan tarafları ise şekillendirilmiştir.
Afşar köprüsü
gelendost ilçesi afşar köyündedir. Selçuklu dönemine
aittir. Blok taşlardan yapılmıştır.
Ertokuş kervansarayı yeşilköy sınırları içerisinde eğirdir gölü
kenarındadır. Kudret hanı veya gelendost hanı adları ile de bilinir.
Avlu ve kapalı mekandan oluşmuştur. 21x54 metre ölçülerindedir. Dış
duvarları kale duvarları gibidir. Kapalı mekan üzeri tonozla örtülüdür.
Avlunun yan kemerinde odalar vardır. Kapalı mekan girişi kapısının
üzerinde bir kitabe vardır. Kitabeye göre kervansaray, 1223 yılında
mübarüziddin ertokuş tarafından yapılmıştır. Kitabesinde: "es sulta-i
ammere-hu fi rabi-l alemi-l alem-i mübarüziddin ertokuş sene işrin sitte
miete 620" ifadesi yer alır. Türkçesi: sultana mensup mücahid ülemadan
mübareziddin ertokuş 620 yılında iş bu misafirhaneyi allah rızası için
inşa etmiştir.
İdari yapı ve nüfus
Afşar nahiyesi 1478'de şeyh mukbil ve firdevsoğlu
isimli iki mahalleden oluşuyordu. Ancak 19. Yüzyıl ortalarında 50-60
hanelik bir köy olarak görülmektedir. Gelendost; afşar nahiyesine bağlı
bir köy iken 1930 yılında nahiye olmuş, afşar ise bir köy olarak
gelendost'a bağlanmıştır. 1954 yılında da çıkarılan kanunla ilçe statüsü
verilmiştir. Gelendost ilçe sınırları içerisinde 14 yerleşim birimi
bulunmaktadır. Bunların ilçe merkezi, bağıllı ve yaka kasabaları olmak
üzere üçünde belediye teşkilatı bulunmaktadır. Diğer 11 yerleşim birimi
ise köy konumundadır. 1990 nüfus sayımına göre ilçe nüfusu 22.827'dir.
Bu nüfusun 7.336'sı ilçe merkezinde 4946'sı kasabalarda ve geri kalan
10.545'i ise köylerde yaşamaktadır. Yerleşim birimleri genel olarak ova
ve yamaçlara kurulmuştur.
Mahalli idareler gelendost ilçesinde, ilçe merkezi ile birlikte üç
belediye teşkilatı vardır. Belediye teşkilatı bulunan beldeler, bağıllı
ve yaka kasabalarıdır.
Gelendost belediyesi belediye teşkilatı 1951 yılında kurulmuştur. İlçenin
alt yapı yatırımlarına son yıllarda önem verilmiş, içme suyu sorunu
geleceğe yönelik çözümlenmiş ve kanalizasyon sisteminin büyük bölümü
tamamlanmıştır. İlçede küçük sanayi sitesi ile belediyeye ait soğuk hava
tesislerinin temeli atılmıştır. Belediyenin makina parkı yeterli düzeyde
olup, modern iş hanı ve hizmet binasına kavuşmuştur.
Bağıllı belediyesi belediye teşkilatı 1967 yılında kuruldu. Alt yapı
olarak içme suyunun tamamı, kanalizasyonun bir bölümü yapılmıştır.
Belediyeye ait hizmet binası, 30 adet dükkan, 5 adet lojman, 1 adet
değirmen ve sellektör binası, belediye park ve gazinosu, ekmek fırını ve
yeterli araç parkı mevcuttur.
Yaka belediyesi
belediye teşkilatı 1975 yılında kurulmuştur. İçme
suyu başta olmak üzere alt yapı tesisleri tamamlanmıştır. Belediyeye ait
4 katlı hizmet binası, 12 bin ekmek kapasiteli modern fırın, 7 lojman,
12 dükkan, düğün salonu, spor sahası, belediye kahvehanesi ve çocuk
parkı mevcuttur. Belediye teşkilatı 1975 yılında kurulmuştur. İçme suyu
başta olmak üzere alt yapı tesisleri tamamlanmıştır. Belediyeye ait 4
katlı hizmet binası, 12 bin ekmek kapasiteli modern fırın, 7 lojman, 12
dükkan, düğün salonu, spor sahası, belediye kahvehanesi ve çocuk parkı
mevcuttur.
Eğitim kültür
Cumhuriyet döneminde ilçede eğitim ve öğretim
hizmetlerine büyük önem verilmiştir. İlçe genelinde 9 ilkokul ve 9
ilköğretim okulu vardır. Bu okullarda ilköğretim çağında 2618 öğrenci
öğrenim görmekte, 140 öğretmen, 2 memur ve 18 hizmetli görev
yapmaktadır. Gelendost ilçesinde son üç yılda başlanmış ve yapımı
tamamlanmış 6 ilköğretim okulu vardır. Her biri 21 derslikli olan bu
yeni ilköğretim okulları, ilçe merkezi, çaltı, yenice, balcı, yeşilköy
ve yaka'da çocuklara eğitim ve öğretim hizmeti vermektedir. İlköğretim
okullarının hayli fazla olduğu ilçede ayrıca, bağıllı, madenli ve
afşar'da da ilöğretim okulları vardır. Orta öğretim kurumları ilçe
merkezinde olup,1 lise, 1 ticaret meslek lisesi, 1 imam hatip lisesi
bulunmaktadır. Bu okullarda 440 öğrenci öğrenim görmekte; 36 öğretmen,
10 hizmetli görev yapmaktadır. Halk eğitimi müdürlüğü halkın isteği
doğrultusunda ihtiyaç duyulan kursları açmaktadır. İlçe merkezinde 1962
yılında kurulan hüseyin avni paşa kütüphanesinde 12 bin eser
bulunmaktadır. İki katlı yeni bir binada hizmet vermektedir. Ayrıca,
yaka kasabasında 1993 yılında faaliyete geçmiş olan ve bağıllı
kasabasında yeni faaliyete geçen iki kütüphane vardır.
Sağlık hizmetleri
Gelendost ilçesi sağlık kuruluşları yönünden zengin
olan bir ilçedir. Bir hastahane, 5 sağlık ocağı ve 7 sağlık evi vardır.
Gelendost devlet hastanesi 25 kadro yataklı olup, 15 serili yatağı
bulunmaktadır. 1994 yılında hastahanenin polikliniklerinde 8 bin beşyüz
hasta muayene edilmiş, servislerde yatan hasta sayısı da 250'dir.
Bünyesinde 3 doktor, 9 hemşire, 3 röntgen ve laboratuvar görevlisi
vardır. Gelendost merkez sağlık ocağı ve bağlı afşar sağlık evi; bağıllı
sağlık ocağı ve bağlı madenli ve balcı sağlık evleri, yeşilköy sağlık
ocağı ve bağlı hacılar, esinyurt sağlık evleri, köke sağlık ocağı ve
bağlı çaltı ve akdağ sağlık evleri ve yaka sağlık ocağı ilçeye yaygın
sağlık hizmeti sunmaktadır.
Ulaşım
Gelendost ilçe merkezi ısparta-konya karayolu
üzerindedir. Isparta merkezine uzaklığı 80 kilometredir._ilçeye bağlı
köy ve kasabalara ulaşım imkanı mevcuttur.
Ekonomik durum
İlçe halkının genel geçim kaynağı tarımdır. Tarım
alanları ilçe yüzölçümünün % 79.75'ini teşkil etmektedir. Elmacılık ilçe
halkının gelirleri içerisinde önemli bir paya sahiptir. Yılda ortalama
75 bin ton elma rekoltesine ulaşılır. Halkın yüzde 99'u elmacılıkla
iştigal etmektedir. Mevcut elma bahçeleri her yıl genişlemekte yılda
yaklaşık 20 bin elma fidanı dikilmektedir. Gelendost 2. Kademede, çatlı
ve tokmacık sulama projeleri tamamlandığında elma rekoltesi daha da
yükselecektir. Hayvancılık ise fazla gelişmiş durumda değildir. Son
yıllarda kültür ırkı hayvanlara rağbet edilmiştir. Tarımın yanı sıra
ilçe merkezinde küçük çapta onarım ve tamir işleriyli uğraşan esnaf
bulunmaktadır. Evlerde dokunan halıcılık ilçede yaygındır. İlçemizde
kurulu kamuya ait bir adet 11 bin tonluk soğuk hava deposu
bulunmaktadır. Ayrıca özel işletmelere ait 7 bin tonluk soğuk hava
deposu vardır. Bir adet de özel işletmeye ait un fabrikası vardır. İlçe
merkezinde 3 banka şubesi ve 10 kooperatif faaliyet göstermektedir.
Turizm
Gelendost zaferi kutlamaları
İlçede, 17 eylül gelendost zaferi yıldönümü şenlik ve
festival olarak kutlanır. Törenlerde, gelendost zaferi'nin resmi
kutlamaları ardından ilçede üretilen elmalar arasında kalite yarışması
düzenlenir. Çeşitli şenlik ve gösterilere yer verilir.
Eğirdir
İlçenin tarihi
Eğirdir ve çevresinin arzava krallığı (m. Ö.
2000-1200) döneminde yerleşime açılmış olduğu yöredeki buluntulardan ve
kalıntılardan anlaşılmaktadır. Eğirdir kentinin lidya'nın son hükümdarı
kroisos (m.ö. 560-547) tarafından kurulduğu ve ilk adının da "krozos"
olduğu sanılmaktadır. Şehrin iç kalesinin de lidyalılar tarafından
yapıldığı sanılmaktadır. Eğirdir m.ö. 540 yılında pers imparatorluğu
tarafından zapt edilmiştir. Yaklaşık 200 sene aynı imparatorluğun
egemenliği altında kalmıştır. Daha sora seleukosların eline geçmiş, daha
sonrada m.ö. 188 yılında agemea (dinar) antlaşması ile romalılara
bırakılmıştır. Bu dönemde kent "prostanna" adıyla anılmıştır. Eğirdir ve
çevresinin m.s. 395'te bizans egemenliğine girmesinden sonra şehrin orta
çağda "akroterion" şeklinde isimlendirildiği görülmektedir. Bizans
egemenliğinin son döneminde şehrin adı "akrotiri" olarak geçmekte ve
bizans'ın anatolikon theması sınırına dahil bulunuyordu. Yörede ilk türk
yerleşimi 1071'den bir kaç yıl sonra gerçekleştiği sanılmaktadır.
Anadolu selçuklu hükümdarı 3.kılıç arslan 1204 yılında çevredeki
şehirlerle birlikte eğirdir'i selçuklu egemenliği altına almıştır.
Selçukluların sayfiye şehri olarak kullandıkları eğirdir'i o dönemde "cennetabad"
olarak isimlendirilmiştir. 1310 yılında hamidoğullarının eline geçen
eğirdir uzun süre bu beyliğe başkentlik yapmıştır. Sultan 2. Murat
zamanında osmanlı topraklarına katılan eğirdir cumhuriyetin
kurulmasından sonra da ilçe statüsünü korumuştur.
İlçenin coğrafi konumu
Eğirdir ilçesi kuzeyden yalvaç ve gelendost ilçeleri,
doğudan şarkikaraağaç ve aksu ilçeleri, güneyden sütçüler ilçesi,
güneybatıdan burdur ili, batıdan ısparta merkez ve atabey ilçeleri ve
kuzey batıdan senirkent ilçeleri ile komşudur. İlçenin kuzey kesiminde
oldukça geniş bir alanı kaplayan eğirdir gölü ile göl alanını ısparta
çöküntü alanından ayıran dağlar ilçenin yüzey şekillerinin esasını
oluşturur.
Yüzölçümü 1414 km2, denizden yüksekliği 918 m dir.
İklimi, akdeniz ve iç anadolu iklimleri arasında bir geçiş alanında yer
almaktadır. Bu iklim tipine bağlı olarak ilçede ne akdenizin yağışlı, ne
de iç anadolu'nun kurak iklimi söz konusudur. Yıllık sıcaklık ortalaması
11 ,9 0c, ortalama yağış 705 mm. Dolaylarındadır.
Tarihi ve kültürel değerler
Prostanna antik kenti: pisidia şehirlerinden bir
tanesidir. Eğirdir sivrisinin pisidia şehirlerinden bir tanesidir. Eğirdir
sivrisinin arka tarafından camili yayla üzerindedir. Şehrin
kesin yeri l. Robert tarafından bedre köyünün yukarısındaki
yazılıkaya'da bulunan bir sinir yazıtı ile tespit edilmiştir. Bu yazıt
prostanna ile parlais ili sinir yazıtı idi. Antik kentte sinir duvarları
ve bazı bina temelleri vardır. Şehrin. Akropolisi 200 metre yükseklikte
kurulmuştur, sur duvarları içerisinde dikdörtgen seklinde bir bina
vardır. Bu bina bir tapınaktir. Diğer 119 bina ise halka ait binalardır.
Bizans dönemine ait hiç bir kalıntı yoktur. M.&. 1. Yy. 'Dan itibaren
sikke basmaya başlamıştır.
Parlais antik kenti:
roma kolonisi olarak kurulmuştur. Diğer koloni şehirlerin
en küçüğüdür. Bugünkü barla'dadır. Görünürde herhangi bir kalıntısı
yoktur. M.o. 1. Yy. İtibaren sikke basmaya başlamıştır. M.ö. 25
yılında galatya eyaletine dahil edilen şehirin adi "colonia julia
agusta parlais"tir.
Roma kolonisi olarak kurulmuştur. Diğer koloni şehirlerin en küçüğüdür.
Bugünkü barla'dadır. Görünürde herhangi bir kalıntısı yoktur. M.o. 1.
Yy. İtibaren sikke basmaya başlamıştır. M.ö. 25 yılında galatya
eyaletine dahil edilen şehirin adi "colonia julia agusta parlais"tir.
Ayasteffanos kilisesi:
eğirdir ilçesinin yeşilada mahallesinde yer alır. Diş
duvarları moloz taştır. Çatı ve iç mekan sütunları ahşaptır. 19. Yy.
İnşa edilmiş olup 1993 yılında restorasyon çalışmaları başlatılmıştır.
Eğirdir ilçesinin yeşilada mahallesinde yer alır. Diş duvarları moloz
taştır. Çatı ve iç mekan sütunları ahşaptır. 19. Yy. İnşa edilmiş olup
1993 yılında restorasyon çalışmaları başlatılmıştır.
Aya giorgios kilisesi: eğirdir ilçesi barla bucağında dağın yamacında yer
alır. Dikdörtgen plânlı olup moloz taşlarla 1805 yılında yapılmıştır.
Kilisenin duvarlarının bir kısmı hala ayaktadır.
Eğirdir kalesi:
eğirdir ilçesinde göle doğru uzanan yarımada üzerinde iç
ve diş kale vardır. Dış kalenin yalnız temelleri kalmıştır. İç kale ise
bugün hala ayaktadır. Yarım adayı kuzey-güney doğrultusunda keser. Kesin
yapılış tarihi bilinmemekle birlikte m.ö. 4.yy. Yapıldığı tahmin
edilmektedir. Roma ve bizans dönemlerinde çeşitli tamirler görmüştür.
Diş kaplama taş bloklar, iç kısmı ise moloz dolgudur. En son
hamitoğulları devrinde tamir görmüş ve timur'un eğirdir'i istilası
sırasında tahrip edilmiştir. Eğirdir'in bundan sonraki dönemlerinde
fazla savunmaya ihtiyacı olmadığından kale tamir edilmemiştir. Eğirdir ilçesinde göle doğru uzanan yarımada
üzerinde iç ve diş kale vardır. Dış kalenin yalnız temelleri kalmıştır.
İç kale ise bugün hala ayaktadır. Yarım adayı kuzey-güney doğrultusunda
keser. Kesin yapılış tarihi bilinmemekle birlikte m.ö. 4.yy. Yapıldığı
tahmin edilmektedir. Roma ve bizans dönemlerinde çeşitli tamirler
görmüştür. Diş kaplama taş bloklar, iç kısmı ise moloz dolgudur. En son
hamitoğulları devrinde tamir görmüş ve timur'un eğirdir'i istilası
sırasında tahrip edilmiştir. Eğirdir'in bundan sonraki dönemlerinde
fazla savunmaya ihtiyacı olmadığından kale tamir edilmemiştir.
Hızırbey camii:
eğirdir'de bulunan camilerin en
büyüğü olup, duvarları kargir ve üstü toprak dam olarak ilk defa hızır
bey tarafından yaptırılmıştır. Kesin tarihi bilinmemekle beraber
1327-1328 yıllarında inşa edildiği sanılmaktadır. Cami 1814 yılında
çıkan bir yangında tamamen yanmış, yılanlıoğlu şeyh ali ağa'nın
önderliğinde yeniden yaptırılmıştır. 1820 yılında tekrar ibadete
açılmıştır. Eğirdir'de bulunan camilerin en büyüğü olup, duvarları
kargir ve üstü toprak dam olarak ilk defa hızır bey tarafından
yaptırılmıştır. Kesin tarihi bilinmemekle beraber 1327-1328 yıllarında
inşa edildiği sanılmaktadır. Cami 1814 yılında çıkan bir yangında
tamamen yanmış, yılanlıoğlu şeyh ali ağa'nın önderliğinde yeniden
yaptırılmıştır. 1820 yılında tekrar ibadete açılmıştır.
1878 ve 1884 tarihlerinde tekrar onarım gören caminin
damı burhanoğlu macit murat ağa tarafından kiremitle örtülmüştür.
Büyüklüğü, tarihi kıymeti, minberi bakımından onem1i bir değere
sahiptir.
Ayrıca, kemer üzerindeki
minaresiyle dünyada tek olduğu iddia edilmektedir. Daha küçük çapta bir
eşinin cezayir'de olduğu söylenmektedir.
Dündarbey medresesi: eğirdir i1çesinin en merkezi yerinde bulunan taş
medrese adıyla da anılan bina 1237 yılında se1çuklu sultanı 2.
Gıyaseddin keyhusrev zamanında han olarak yaptın1miştir. Daha sonra 1301
yılında hamidoğlu dündar bey tarafından medrese haline getiri1rniştir.
Medrese iki katli olup ortada avlu yer alır ve 30 hücresi vardır.
Medresenin girişinde büyük bir taş kapı vardır. Kapının etrafı selçuklu
karakterinde geometrik şeki11erie süslenmiştir.
Baba sultan türbesi: kapıdaki kitabeden anlaşıldığına göre, 1358 yılında
hamidoğlu ilyas bey zamanında isa bin musa adındaki zat için
yaptırı1miştir. Türbe içinde baba sultan'dan başka türbedarı olan
sureti baba (2 orti baba) ile palor baba adlarında iki
kişinin mezarı da vardır. Son zamanlara kadar sakahane tabir
edilen su soğutma yeri vardı. Burada bulunan küplere konan suları gelip
gecenler içerdi. Türbe ziyarete açıktır.
Eğirdir kervansarayı: eğirdir ilçesi yeni mahallede bulunan kervansaray
anadolu se1çuklu kervansaraylarının en büyüğüdür. Konya-antalya kervan
yolunda yer alan han, doğu batı doğrultusundadır. Avlu ve kapalı mekan
olmak üzere iki kısımdan meydana ge1rnistir. Kervansaray 1237 yılında
yapılmıştır, bugün avluda birkaç yolcu odasının temel izleri kalmıştır.
Ağa camii:
ilçenin ağa mahallesinde bulunan camii, 1413 yılında inşa
edi1rniştir. Minaresi 1777 yılında yapılan cami daha sonra onarılarak
kiremitli hale getirilmiştir.
İlçenin ağa mahallesinde bulunan camii, 1413 yılında inşa edi1rniştir.
Minaresi 1777 yılında yapılan cami daha sonra onarılarak kiremitli hale
getirilmiştir.
Yılanlıoğlu camii:
yazla mahallesinde şeyhül islam el berdai türbesi yanında
yılanlıoğlu tarafından 1806 yılında taş minareli olarak yaptırılmıştır. Yazla mahallesinde şeyhül islam el berdai türbesi yanında
yılanlıoğlu tarafından 1806 yılında taş minareli olarak yaptırılmıştır.
Ada camii:
yeşilada (nis adası) içinde yer
alan camii önce kilise olarak inşa edilmiş, 2. Osman'ın 1618 yılında
çıkardığı bir fermanla cami olarak ibadete açılmıştır. İlk adi kız
kilisesidir. Yeşilada (nis adası) içinde yer
alan camii önce kilise olarak inşa edilmiş, 2. Osman'ın 1618 yılında
çıkardığı bir fermanla cami olarak ibadete açılmıştır. İlk adi kız
kilisesidir.
Kale camii:
kale mahallesinde, mescitten camiye çevrilmiş bir
yapıdır. İnşa tarihi bilinmemektedir. Kale
mahallesinde, mescitten camiye çevrilmiş bir yapıdır. İnşa tarihi
bilinmemektedir.
Sinan paşa camii:
yan duvarları kargir, üzeri ahşap ve toprak damlı olarak
inşa edi1miştir. Minaresi renkli tuğladan yapılmıştır. Kapısı üzerindeki
kitabede 1376 tarihinde yapıldığı kayıtlıdır. Buna göre caminin ısparta
ve havalisinin osmanlı idaresine geçmeden 6 yıl önce yapıldığı
anlaşı1maktadır. Kapının içinde sol tarafta gömülü bulunan bir kişinin
mezar taşında hafız tuhi karamani 1392 ibaresi yer almaktadır. Cami 1878
yılında onarılarak kiremitli hale getirilmiştir. Yan
duvarları kargir, üzeri ahşap ve toprak damlı olarak inşa edi1miştir.
Minaresi renkli tuğladan yapılmıştır. Kapısı üzerindeki kitabede 1376
tarihinde yapıldığı kayıtlıdır. Buna göre caminin ısparta ve havalisinin
osmanlı idaresine geçmeden 6 yıl önce yapıldığı anlaşı1maktadır. Kapının
içinde sol tarafta gömülü bulunan bir kişinin mezar taşında hafız tuhi
karamani 1392 ibaresi yer almaktadır. Cami 1878 yılında onarılarak
kiremitli hale getirilmiştir.
Doğal değerler
Eğirdir gölü:
ısparta il hudutları içinde olduğu
kadar göller bölgesinin de en önemli göllerinden birisidir. 517 ısparta il hudutları içinde olduğu
kadar göller bölgesinin de en önemli göllerinden birisidir. 517 km2
yüzölçümü ile türkiye'nin 4. Büyük gö1üdur. Kuzey-güney uzunluğu 50 km.
Doğu-bati genişliği 3-15 km' dir. Göl deniz seviyesinden 1000 m.
Yükseklikte sultan ve karakuş dağlarının arasında il alanının ortasında
yer almaktadır. Ortalama derinliği 12 metre maksimum derinliği ise
eğirdir yakınlarında 16,5 in. 'Dir. Göl iki kısma ayrılmaktadır. Kuzeyde
kalan ve daha küçük olan kısmına hoyran gölü, güneyde kalan
kısmına eğirdir gölü denir. Her iki bölüm hoyran boğazı ile
birbirine bağlanır. Gölde eğirdir ilçesinin üzerinde bulunduğu yarım
adanın bir uzantısı gibi iki küçük ada vardır. Biri can ada
diğeri yeşil ada (nis)dir. Son zamanlarda suların azalmasıyla bu
adalar eğirdir' e bağlanmıştır. Gölde balık çoktur, bunların en
önemlileri sudak, sazan, sırazdır. Göl doğal sit alanıdır. Gölün birinci
300 m. Kıyı şeridinde üçüncü dereceden sit alanı olarak ilan edilmesi
kararlaştırılmıştır.
Kovada gölü ve milli parkı:
bu gölün doğal görünümü çok
güzeldir. Suları bulanmaz, bol balık bulunur. En önemlileri. Sazandır.
Ayrıca tatlı su yengeci, su böceği ve midye bulunmaktadır. Çevresi çok
zengin bitki örtüsüyle çevrilidir. Yabani ördekler ve diğer av
hayvanları yasamaktadır. Bu özellikleri nedeniyle göl ve çevresi (6.534
ha.) Bakanlar kurulu. Kararıyla 03.11.1970 yılında milli park ilan
edilmiştir. Cam ormanları arasında girintili çikinti1i doğal
güze11ikleriy1e günübirlik piknik alanı olarak kullanılabileceği gibi
çadır ve karavan turizmi için çok uygundur.
Yeşil ada:
ev pansiyonculuğunun çok yaygın olduğu bu ada balık
lokantaları ile dikkat çeker. Doğal güze1liği yanında tarihi
zenginlikleri de bulunan ada yerli yabancı ziyaretçileri beklemektedir.
Ev pansiyonculuğunun çok yaygın olduğu bu ada balık lokantaları ile
dikkat çeker. Doğal güze1liği yanında tarihi zenginlikleri de bulunan
ada yerli yabancı ziyaretçileri beklemektedir.
Can ada:
eğirdir ile yeşil ada arasında yer alan 7000 m2
büyük1ügünde sevimli bir adacıktır. Yapılaşma yoktur. Sadece piknik
alanı olarak düzenlenmiştir. Ada atatürk'ün eğirdir'i ziyareti sırasında
1 şubat 1933 tarihli belediye encümeni kararı ile kendine hediye
edilmiştir.
Kasnak meşesi tabiatı koruma alanı:
saha, ülkemize has endemik bir orman ağacı türü olan ve
yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan kasnak meşesi (quercus
vulcanica)'nın gerek saf ve gerekse sedir ve ardıç türleri ile karıştığı
güzel örnekler ihtiva etmektedir. Bölgede bugüne kadar 218 bitki türü
tespit edilmiş, bunun yanısıra kurt, tilki, porsuk, sansar, yaban domuzu
gibi yabani hayvanlar da bulunmaktadır. 1300 ha.'lık bu alan temmuz 1987
tarihinde tabiatı koruma alanı olarak tefrik edilmiştir. Günübirlik
olarak, gezme, görme, yürüyüş gibi faaliyetler için uygun olan bu yeri
ziyaret kin en uygun mevsim ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Eğirdir
yukarı gökdere köyü sınırları içerisinde bulunan saha ısparta'ya 69,
eğirdir'e 32 km. Mesafededir
Çamyoı dinlenme parkı:
eğirdir-sütçüler karayolu üzerinde 15. Km'de
yer alan orman içi dinlenme tesisidir. İnsana rahatlık veren temiz orman
havasının bulunduğu parkta içme suyu ve piknik için gerekli düzenlemeler
yapılmıştır.
Altınkum plajı:
eğirdir tren istasyonunun altında bulunan plaj ince
kumlu olup gölün yüzmeye en elverişli yeridir. Kıyıdan itibaren 200 m.
İlerlenilmesine rağmen boyu geçmeyen sığlığı ile güvenli bir plâjdır.
Soyunma kabinleri, duş, gazinoları, büfesi, telefonu, sağlık
kabini ile mavi bayrak almaya adaydır. 50 çadır kapasitesi olup kiralık
bungalovlar da vardır.
Bedre koyu:
eğirdir-barla yolu üzerinde merkeze 11 km.
Mesafede 1500 m. Sahil şeridi olan güzel bir dinlenme yeridir. Soyunma
kabinleri, gazinoları, umumi mutfakları ve kamping alanları vardır.
Pınar pazarı mesireliği:
yemyeşil bir düzlük, gürü1 gürü1 akan soğuk suları
bulunan mesirelik ve belli zamanlarda geleneksel pazar kurulan bağlar
mahallesinde bir yerdir. Eylü1 ayından itibaren haftada bir gün panayır
mahiyetinde açık pazar kurulur. 8 hafta devam eden pazarda her türlü
alışveriş yapılır. Eski adetlere uygun olarak kız beğenilir. Son hafta
kadınlar için pınar pazarı olarak tertip edilir.
Ekonomik durum
Osmanlı zamanında eğirdir ekonomik yönden g üçlü bir
belde idi. Bölgenin en canlı pazarlarından birisi eğirdir'de
kuruluyordu. Eğirdir ve çevresi 16. Yüzyıl sonlarındaki suhte ve 1
645'tek haydaroğlu ayaklanmalarından ekonomik yönden olumsuz
etkilendiyse de, yörede 17. Yüzyıl sonlarında y6rede ekonomik hayat
yeniden canlanmıştır.
1892 konya vilayet salnamesinde eğirdir ilçesinde,
864 hane, 4 han, 3 hamam, 211 dükkan, 1 değirmen, 4 fırın, 3 kahvehane
bulunduğu kaydedilmektedir. Eğirdir'de 0 zaman gelir kaynak-lan olarak,
bez ve çarşaf dokumacılığı gibi küçük sanayi yanında talim ürünleri de
önemli yer tutmaktaydı. Kayıtlarda, özellikle üzüm, elma, ceviz ve
karpuzu boldur denilmektedir. Yine 1892 vilayet salnamesine göre,
eğirdir'de 2833 kiyye pamuk, 900 kiyye afyon üretiliyordu.
Bütün yörede olduğu gibi pamuk ve afyon üretiminin de
önemli yer tuttuğu anlaşılmaktadır.
Eğirdir'e canlılık kazandıran
bir başka etken de, ilçenin 1912'de izmir-aydın-dinar demiryoluna
bağlanması olmuştur. Böylece ingiliz sermayeli şark hali şirketi 1913
yılında eğirdir'de 500 tezgahta 1500 işçinin çalışmasıyla 15 bin
metrekare halı dokutmuştur.
Günümüzde eğirdir'in ekonomik durumu oldukça güçlü
bir yapıya dayanmakta olup, en önemli gelir kaynağı, ihracata yönelik
elma ve su ürünleridir. Bu iki ürün ilçede sektör oluşturmuştur.
Bunlardan başka hayvancılık, küçük sanatlar, orman
ürünleri gibi ekonomik faaliyet dallari da vardir. Kirsal kesimde halkin
hemen hemen tamamı tarımla uğraşırken büyük bir bölümü de tarımdan arta
kalan zamanlarında hal dokumaktadırlar.
İlçede, esnaf kolları olarak 152 bakkal; 15 terzi, 10
zücaciye, 8 konfeksiyon, 24 lokanta, 50 marangozhane, 80 adet sanayi ve
400 adet çeşitli meslek kollarına ait dükkan vardır. İlçede 5 bankanın
da şubesi bulunmaktadır.
Sanayi
Kereste fabrikası
İlçenin pazarköy kasabasında özel sektöre ait kereste
fabrikası bulunmakta olup, kereste, iskarta kereste ve artık madde
üretmektedir.
Un fabrikası
İlçe merkezinde bulunan boğazova un fabrikası bir
yılda 6500 ton un, 1600 ton kepek üretmektedir.
Soğuk hava deposu
Eğirdir ve çevresinde büyük önem taşıyan elma
üretimine bağlı olarak çeşitli yerlerde soğuk hava depoları kurulmuş ve
kurulmaktadır. İlçede; 12 adet soğuk hava deposu ve bir adet ambalajlama
fabrikası mevcut olup, soğuk hava depolarının toplam kapasitesi 80 bin
ton civarındadır.
Asya meyva suyu
1993 yılında nevşehir avanos ilçesinden eğirdir'e
nakledilmiştir. Meyve suyu, meyve konsantreleri ve pulbları uretimi
yapmaktadır. Yılda; 35 bin ton sanay tipi elma, 3 bin ton vişne, 3 bin
ton şeftali, 3 bin ton kayısı, 500 ton üzüm ve 100 ton limon işıeme
kapasitesine sahiptir. Ayrıca koıa tesisi de vardır yılda ortalama 6
milyon dolarlık ihracaat yapmaktadır. Eğirdir ve cevresinde elma
üretiminin yüzde 20'sini teşkil eden sanayi tipi elma, bu fabrika ile
değerini bulmaktadir.
Su ürünleri işleme
İlçede 3 adet su ürünleri işleme ve
degerlendirme tesisleri mevcut olup, bu tesisler eğirdir ve çevre
göııerde avlanan su ürünlerini işıemekte, depolamakta ve yurt disina
ihrac etmektedir.
Süleyman demirel üniversitesi'ne bağlı olarak
eğirdir'de bulunan su ürünleri fakültesi, su ürünlerinin gelişmesine
bilimsel ve teknik destek vermektedir.
Ayrica talim bakanligi su
ürünleri araştirma enstitüsü, bölgedeki göl ve akarsularda balık üretimi
açısindan denemeler yapmaktadir. Özellikle gölde kafes balıkçılığı
denemesinde onemli mesafe kat edilmiştir.
Elektrik santralı
Eğirdir gölü'nden giden su ile beslenen iki adet
hidroelektrik santrali mevcuttur. Kovada ı ve ıı adları verilen bu
santrallerden, kovada ı'den yilda 28 milyon kilovatsaat, kovada ıı'den
yılda 178 milyon kilovatsaat civarında elektrik enerjisi üret,lmektedir.
Santraller, enterkonnekte sisteme bağlıdır.
Tarım ve hayvancılık
Elmacılık
İlçenin en önemli geçim kaynağı, ihracata yönelik
elma üretimidir. Elma ağacı sayısı 650 bin civarındadır. Günden güne
gelişmekte olan elma üreticiliği yeni kültür fidanları geliştirilmekte
ve ihracatta daha uygun hale getirilmektedir.
İlçede toplam 724 dekarlık gül bahçesi mevcuttur.
Üretilen güller gülbirlik ve özel gülyağı fabrikaları tarafından alınıp
iç ve diş pazarlara gülyağı, gülsuyu, gül lokumu ve gül yağından
üretilen kozmetik ürünler iç ve diş pazarlarda satılmaktadır.
Eğirdir ilçesinde 14 bin 600 hektar tarım arazisi
mevcut olup, 6336 hektarinda sulu tarim yapılmaktadir. Tarimda en önemli
gelir kaynağı olarak elma, tat, koku ve aroma yönünden iç ve diş pazarda
tutulmaktadir. Bu kadar önem taşıyan elma üretiminin her sene yeterli
miktarda olmasınin yanısira kaliteli ve hastaliktan arınmış, şekilde
üretme çalişmaları yapılmaktadir.
Elma üretiminden başka çeşitli meyveler, hububat ve
bakliyat üretimi de yapılmakta dir. Ancak bunlar satıştan daha çok
çiftçinin kendi ihtiyacını karşılamaya yöneliktir.
İlçede merkez ve yukari gökdere'de 2 adet istasyon
kurulmuş ve bu istasyonlara devit cihazi ile termohidrografi aleti
yerleştirilmiştir. Bu aletler devamli kontrol edilmekte olup, bunlardan
alinan verilere göre, ilaçlama zamanlari çiftçiye bildirilmektedir. Elma
üretimi için yapılan tüm çalışmalar erken uyari kapsamındadir. Yani
hastalik ve haşerelere karşı mücadeleyi önceden haber verip
başlatmaktadir. Bu konuda üreticiye zaman zaman eğitim de verilmektedir.
İlçede tarımsal kalkınma, sulama ve su ürünleri
konularında 16 adet tarımsal kooperatif vardır. Ayrıca ilçede 14 adet
zira mücadele ilaç satıcısı bulunmaktadır.
Eğirdir merkezi boğazova bölgesi ile köylerinde
toplam 5 bin hektarlık tarım arazisi devlet su işleri ve toprak-su
sulama kanalları ile sulak tarım arazisi haline getirilmiştir. Sulanan
bu arazilerle tarımda daha çok üretim beklenmektedir.
Tarım bakanlığı bahçe kültürleri araştırma enstitüsü
müdürlüğünce yılda 260 bin adet çevrenin fidan ihtiyacı
karşılanmaktadır. Ayrıca aynı kuruluşta ızgara sistemi yer tavukçuluğu
yapılmaktadır. Amaç olarak silver gold kanatlı hatlarının melezlenmesi
ile kahverengi yumurtacı hibrit civciv üretilerek yetiştiricilerin
civciv ihtiyacı karşılanmaktadır.
Orman fidanlık müdürlüğünce yılda 130 milyon
civarında fidan üretilerek ağaçlandırma sahalarında kullanılmıştır. Adı
geçen müdürlük 732 dekar alan üzerinde faaliyet göstermektedir.
Eğirdir ilçesi kovada haymana bölgesinde özel
teşebbüse ait kömür ocağı bulunmaktadır. Bu ocakta 1989 yılında 180 işçi
ile üretim yapılmış 27 bin ton linyit kömürü.çıkarılmıştır. Son yillarda
kömür işletme ocağı üretimine ara vermiştir.
İlçede hayvancılık da önemli bir gelir kaynağı olup,
on bin civarında sığır, 16 bin koyun ve 37 bin keçi mevcuttur. Ayrıca
ilçede 12 bin civarında kümes hayvanı bulunmaktadır.
Balıkçılık
İlçede 5 adet balıkçılık kooperatifi faaliyet
göstermekte olup, çalışmaları verimli bir düzeyde değildir. Gölde, 1985
yılında görülen kerevit hastalığı, ilçenin önemli ihracat kaynağının
kesilmesine sebep olmuştur. Gölde kerevit stoklarının azalması ve yok
olmasından dolayı kooperatif üyelerinin çok azı faal olup balık avı ile
uğraşmaktadırlar. Kerevit hastalığı, göldeki doğal balık dengesini de
bozmuştur. Gölde kafes balıkçılığının yapılması için çalışmalar
başlatılmıştır.
Göldeki üretim ve hastalıklarla ilgili olarak sdü su
ürünleri fakültesi'nin araştırmaları devam etmektedir.
Ayrıca su ürünleri araştırma enstitüsünce, eğirdir
gölünde kerevitlerde görülen hastalıklara dirençli kerevitlerin
çoğaltılma imkanının araştırılması projesi başlatılmış ve
sürdürülmektedir. Enstitü, kafes balıkçılığı konusunda da öncülük
yapmaktadır.
El sanatları
Eğirdir'de diğer önemli geçim
kaynağı geleneksel el sanatı olan halıcılıktır. Halıcılık, genellikle ev
halıcılığı şeklinde yapılmakta olup, sarıidris kasabasında "kalkınma
üretim ve pazarlama kooperatifi" toplu üretime güzel bir örnek teşkil
etmektedir. İlçe merkezine yakın yerlerde geleneksel ısparta halısı
dokunurken, köylerde daha çok ihracata yönelik, her malzemesi yünden
yapılan, ince halı tabir edilen halılar dokunmaktadır.
Şarkikaraağaç
Doğal yapı
Şarkikaraağaç ilçesi, güneyde beyşehir, kuzeyde
yalvaç, akşehir, doğanhisar, batıda gelendost ve eğirdir, doğuda hüyük,
kuzeybatıda ise yenişarbademli ile çevrilidir. Yüzölçümü 1232
kilometrekaredir. İlçenin etrafında, kuzeydoğuda sultan dağları, batıda
anamas dağları, güneyde orta toroslar, karadağ ve kızıldağ
bulunmaktadır. Şarkikaraağaç ilçesi verimli bir ova üzerine kurulmuştur.
Çiçekpınar, göksöğüt ve bazı köyler en verimli ovalara sahiptir. Belirli
bir adla anılan ova yoktur. Beyşehir gölü'nün bir bölümü ilçe sınırları
içerisindedir. Akdeniz iklimi ile kara iklimi arasında, kara iklimine
daha yakın bir iklim yapısına sahiptir. Yazları sıcak ve kurak; kışları
ise soğuk ve yağışlıdır.
Tarih
Karaağaç tarihi anadolu tarihinin bir parçasıdır. Bu
bölgede sırasıyla, etiler, frigyalılar, iyonlar ve lidyalılar egemen
oldular. Daha sonra iraniler, makedonyalılar, selefkoslar, romalılar,
araplar, selçuklular, hamitoğulları ve osmanlı devleti bölgeye egemen
olurken şarkîkaraağac’a de egemen olmuşlardır. Şarkikaraağaç, tarih
boyunca khillarnion, pedion, anabura, neapolis, asikale, karaağaç,
karaağaç-ı yalvaç ve karaağaç'ı şarki adlarıyla anılmıştır. İlçeye
"karaağaç" isminin verilmesi ise, bölgeye ilk yerleşimin büyük bir
karaağaç'ın çevresinde olmasına bağlanmaktadır. Başka yerlere de aynı
isim verildiğinden karışmaması için "şarki" kelimesi eklenmiştir.
Karaağaç bizans'a bağlı iken türk akınlarına maruz kalmıştır. Karaağaç
ve havalisi selçuklulardan rükneddin süleyman şah'ın oğlu lll.
Kılıçarslan zamanında 1203 yılında selçukluların eline geçmiştir.
Kılıçarslan'ın katlinden sonra 1264 yılında lll. Gıyaseddin keyhüsrev
sultan olmuş 1281'e kadar sultanlığı sürmüştür. Bu senelerde karaağaç'a
şimdi camii kebir denilen ulu cami yaptırılmıştır. Caminin batı
tarafındaki bir pencerenin üzerinde bulunan bir kitabeden selçukluların
o zamanki durumu anlatılmaktadır. Bu bilgilere göre caminin yapıldığı
yıllarda selçuklu ülkesi gıyaseddin keyhüsrev ve gıyaseddin mes'ud
arasında ikiye bölünmüştür. Karaağaç, hamitoğulları beyliğinin isauria
kısmına düşmüştür. Hamitoğulları ikiye ayrılınca karaağaç, dündar bey
oğulları bölgesinde kalmıştır. Karaağaç coğrafi konumu itibarıyla
eşrefoğulları, germiyanoğulları ve karamanoğulları beyliklerinin etkisi
ve egemenliği altında kalmıştır. İlyas bey zamanında karaağaç'ı
karamanoğullarından alaaddin bey de işgal etmiştir. İlyas bey'in oğlu
kemalmeddin hüseyin bey de karamanoğulları'nın tecavüzüne karşı 1380
senesinde osmanlı padişahı murad hüdavendigar ile yaptığı antlaşma
sonucu, seksen bin altın karşılığında ısparta, yalvaç, akşehir, beyşehir,
seydişehir ve karaağaç'ı osmanlılara vermiştir. Böylece bölgede osmanlı
hakimiyeti başlamıştır. Osmanlı devleti zamanında karaağaç bir kültür
merkezi haline gelmiş, üç adet medrese ve değerli hocalarıyla bilim,
siyaset ve sanat adamları yetiştirmiştir. Şarkîkaraağac’ın 13. Yüzyılda
"saçıkara" isimli türk aşireti tarafından türklere mesken olduğu
anlaşılmaktadır. Belde osmanlıların eline geçtikten sonra, halkın isteği
üzerine fatih sultan mehmed han emriyle "alcıklar çeşmesi" yaptırılmış
ve ulu camii tamir ettirilmiştir. Beldeye ismini veren ulu karaağaç'ın
bugünkü belediye hamamı civarında bulunduğu bilinmektedir. Karaağaç,
milli mücadeleye malıyla canıyla her şeyi ile katılmıştır. Sivas
kongresinden sonra alınan kararlar doğrultusunda, milli mücadelede
önemli rol oynayan milli kuvvetlerin ilk tesis edildiği yerlerden birisi
de karaağaç'tır. Şarkikaraağaç, yalvaç karaağacı olarak yalvaç'a bağlı
bir nahiye iken 1863 yılında ilçe olmuştur. İlçe statüsü cumhuriyet
döneminde de devam etmiştir.
Kültür varlıkları
Anabura salur köyü yakınlarında enevre adı verilen yerde
bulunan antik şehir kalıntısıdır. Tiyatro, kale ve bazı bina kalıntıları
günümüze ulaşmıştır. Anabura, pisidia şehirlerinden birisi olup, şehir
hakkında fazla bilgi yoktur. Göksöğüt kasabasında bir kilometre
güneydoğusunda nudra höyük bulunur. 100x100 metre boyutlarında 5 m.
Yüksekliktedir. Örenköy'ün bir kilometre kuzeybatısında 200x150 metre
boyutlarında, on metre yükseklikte örenköy höyük adı verilen bir höyük
vardır. Ayrıca, beyköy, höyük, ördekçi höyük, karaçayır l-ll höyükleri,
salur höyük, armutlu höyük, karakaya höyük, çavundur höyük, arak
höyükleri vardır ve koruma altına alınmıştır. Höyükler eski tunç dönemi
özelliği göstermektedirler ve bazılarında eski tunç dönemi keramiklerine
rastlanmıştır.
Cami-i kebir
Şarkikaraağaç ilçe merkezinin ortasında bulunan, ulu
cami adıyla da anılan caminin 1281 tarihinde yapıldığına dair kayıtlar
vardır. Lll. Gıyaseddin keyhüsrev zamanında ömer bin ali isminde birisi
tarafından yaptırılmıştır. Bu bilgiler camide bulunan bir kitabeden
anlaşılmaktadır. Ulu caminin iki tamiratı 1455'de fatih sultan mehmet
han'ın emirleriyle yapılmıştır. Zaman içerisinde minaresi de dahil olmak
üzere bir çok tamirat görmüştür. Son olarak çatısı, vakıflar genel
müdürlüğü tarafından yaptırılarak çinko ile kapatılmıştır.
Alcıklar camii
Alcıklar mahallesinde fatih sultan mehmet han emriyle
yaptırılan, toprak damlı, kalın taş duvarlı cami bulunmakta iken, 1970
yılında yıkılarak yerine yeni cami yapılmıştır. 1971 yılında tamamlanan
caminin adı fatih sultan camii veya alcıklar camii olarak
söylenmektedir. İlçede, "bu cami-i cedit sahibi hayrat vel hasenat el
hac'ül hasan ağa 1157" kitabesi bulunan kale mahallesi camii de vardır.
İdari yapı ve nüfus
Şarkikaraağaç, önceleri yalvaç'a bağlı bir kasaba
iken 1863 yılında konya'ya bağlı bir ilçe haline gelmiştir. 1878 yılında
ise yalvaç ile şarkikaraağaç, birer ilçe olarak ısparta iline
bağlanmışlardır. Bundan sonra geniş çaplı imar faaliyetlerine
girişilmiştir. 1990 genel nüfus sayımına göre ilçe merkezinin nüfusu
12.239 kişidir. İlçeye bağlı kasabalar, çarıksaraylar, çiçekpınar ve
göksöğüt olmak üzere üç adettir. İlçeye bağlı köy sayısı ise 25 adettir.
Kasabaların toplam nüfusu, 12.402; köylerin toplam nüfusu ise, 15.308
kişidir. Şarkikaraağaç ile merkezi 7 mahalleye ayrılmıştır. Bunlar;
alcıklar, aşağı kale, asikale, cami kebir, ulvikale, fatih ve orta
mahalledir.
Mahalli idareler
İlçede 4 belediye teşkilatı vardır. Bunlar,
şarkikaraağaç ilçe belediyesi, çarıksaraylar, çiçekpınar ve göksöğüt
kasabası belediyeleridir.
Şarkikaraağaç belediyesi
1478 yılındaki tahrirde, şarkîkaraağac’ın, yukarı,
paşa mescidi, cuma mescidi ve alicuklar olmak üzere dört mahalle üzerin
kurulmuş olduğu görülmektedir. Belediye teşkilatı 1863 yılında
kurulmuştur. 1878 yılında konya'dan ayrılarak ısparta iline
bağlanmıştır. Belediyenin başlıca gelir kaynakları, kanunlarla
belirlenen vergi ve harçlardır. Şarkîkaraağaç belediyesinin; hizmet
binası, iş hanı, oteli, hamamı ve çeşitli yerlerde dükkanları vardır.
Belediyeye ait yeterli araç parkı da mevcuttur.
Çarıksaraylar belediyesi
Çarıksaraylar küçük bir
yerleşim merkezi iken zaman içinde gelişmiş, bucak statüsünü almış daha
sonra 1 mart 1955 tarihinde belediye teşkilatı kurulmuştur.
Çarıksaraylar ilçe merkezine 7 kilometre uzaklıkta ve 4779 nüfusa
sahiptir. Altı mahallesi vardır. Belediyenin yasal gelirleri dışında
önemli bir işletmesi yoktur. Belediye, yeni bir hizmet binasına, hamam;
düğün salonu işyerleri kompleksine, 4 adet lojmana, 5 adet dükkana,
fırın-kahvehane-otogara ve yeterli miktarda iş makinelerine sahiptir.
Çiçekpınar belediyesi
Belediye teşkilatı 1971 yılında kurulmuştur.
Çiçekpınar, ilçe merkezine 5 kilometre uzaklıkta ve 3672 nüfusa
sahiptir. Belediyenin yasal gelirleri dışında önemli bir işletmesi
yoktur. Hizmet binası, dükkanları ve yeterli iş makinesi vardır.
Göksöğüt belediyesi
Belediye teşkilatı 1972 yılında kurulmuştur. İlçe
merkezine uzaklığı 12 kilometre olup, 3951 nüfusa sahiptir. Belediyenin
yasal gelirleri dışında gelir getirecek önemli bir işletmesi yoktur.
Hizmet binası, çeşitli gayrimenkul, sağlık ocağı ve kütüphane olarak
hizmet veren binalar ve araç parkı mevcuttur.
Eğitim kültür
1903 maarif salnamesinde şarkikaraağaç'ta 6 medrese
bulunduğu ve bu medreselerde 436 öğrencinin tahsil gördüğü yazılıdır.
İlçe halkı cumhuriyet döneminde de okumaya karşı ilgi göstermiştir.
Okullaşma oranı ile eğitim ve öğretimde büyük gelişme olmuş, tahsil
gören insan sayısı artmış, yüksek öğrenime öğrenci yetiştiren okullarla
meslek okulları açılmıştır. Şarkikaraağaç ilçesinde ilköğretim kurumu
olarak, 27 ilkokul, 8 ilköğretim okulu vardır. İlçe merkezinde 2
ilkokul, 2 ilköğretim okulu olup diğerleri köy ve kasabalardadır.
Öğrenci sayısı ve diğer şartlara bağlı olarak bazı ilkokullar taşımalı
öğretim sistemine alınmaktadır. 1994-95 öğretim yılında ilkokul ve
ilköğretim okullarında 4300 öğrenci öğrenim görmektedir. Bu hizmeti
veren 35 okulda, 216 öğretmen, 5 memur ve 31 hizmetli görev yapmaktadır.
Şarkikaraağaç ilçesinde ortaokul, ilk olarak 1947 yılında açılmıştır.
1994-1995 öğretim yılında şarkikaraağaç'ta, biri ilçe merkezi diğeri
çiçekpınar kasabasında olmak üzere 2 genel lise bulunmaktadır. İlçe
merkezinde endüstri meslek lisesi, kız meslek lisesi, imam hatip lisesi
vardır. Ayrıca 1994-95 yılında anadolu lisesi açılmıştır. Ortaöğretim
okullarında 1230 öğrenci öğrenim görmekte ve 78 öğretmen, 8 memur, 33
hizmetli görev yapmaktadır. Halk eğitim merkezi ve akşam sanat okulu
ihtiyaç duyulan çeşitli dallarda kurs açarak ilçeye hizmet vermektedir.
İlçede sanayi çarşısında çıraklık eğitim merkezi de faaliyet
göstermektedir. Endüstri meslek lisesi'ne ait 135, imam hatip lisesi'ne
ait 50 kişilik pansiyon binaları çevre köy ve kasabalardan gelen
öğrencilere hizmet vermektedir. İlçe halk kütüphanesi selçuklulara
dayanan bir geçmişe sahiptir. Cami-i kebir'in bitişiğinde bulunan ancak
daha sonra yıkılan ahşap kütüphanede üzerinde "kütüphane-i karaağaç-ı
yalvaç" damgası bulunan arapça, farsça, türkçe kitaplar 1932'de yeni bir
kütüphanede muhafaza altına alınmıştır. Ancak bu kitapların çok azı
günümüze ulaşmıştır. Halkın sahip çıkmasıyla gelişen halk kütüphanesinde
bugün 28 bine yakın eser vardır. Ayrıca şarkikaraağaç halk
kütüphanesinin çarıksaraylar, çiçekpınar ve göksöğüt'te olmak üzere üç
şubesi vardır.
Sağlık hizmetleri
İlçe devlet hastahanesi 1954 yılında hizmete
girmiştir. 100 yatak kapasiteli olup yeterli hizmet vermektedir. İlçe
merkezinde, çarıksaraylar'da, çiçekpınar'da, göksöğüt'te, salur köyünde,
gedikli köyünde, belceğiz köyünde olmak üzere 7 sağlık ocağı hizmet
vermektedir. Ayrıca 10 köyde sağlık evi faaliyette olup, 5 köyde de
faaliyete geçmiştir. Sağlık evleri kendilerine en yakın sağlık
ocaklarına bağlı olarak hizmet vermektedirler.
Kız sağlık meslek lisesi ilçe devlet hastahanesine ait ek binada 1991 yılında
eğitim ve öğretime açılmıştır. 1994-1995 öğretim yılında eğitim konusu
"tıbbi sekreterlik" olarak değiştirilmiştir. Öğretmen sayısı 9, personel
sayısı 3 ve öğrenci sayısı 106'dır.
Ulaşım
Şarkikaraağaç ilçesi ısparta il merkezine 120
kilometre, konya il merkezine 157 kilometre uzaklıktadır. İlçenin köy ve
kasabalarına rahatlıkla ulaşım imkanı mevcuttur. Ulaşım yapılamayan
belde yoktur. Şarkîkaraağac’a bağlı kasaba ve köyler ilçe merkezine
oldukça yakındır. En yakın beldelere; çiçekpınar (5 km), beyköy (5 km),
en uzak belde ise, gedikli köyü (30 km)'dir.
Ekonomik durum
İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa
dayanmaktadır. Halıcılık, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kesimlerin
başka bir çalışma konusu ve gelir kaynağıdır. Son zamanlarda sulu
ziraata önem verilmesiyle üretim artmıştır. Devlet su işleri tarafından
yürütülen, şarkikaraağaç sulama projesi 1986 yılında başlamış ve
tamamlanmak üzeredir. Bu proje ile beyşehir gölü'nden alınan su ile
13.783 hektar alanın sulanması planlanmıştır. Isparta ilinde devam eden
en büyük sulama projesidir. Ayrıca, örenköy, çarıksaraylar ve
köprüköy'de gölet çalışmaları devam etmektedir. İlçede mera
hayvancılığında azalarak ahır hayvancılığında büyük bir artış olmuştur.
Süt inekçiliği oldukça yaygındır. Buna bağlı olarak süt pazarlama ve
mandıra gibi faaliyetlerde artış göstermiştir. İlçe merkezinde 3, salur
köyünde 1 olmak üzere 4 mandıra halen faaliyet göstermektedir. Sulama
projesinin tamamlanmasıyla ilçe tarımda önemli gelişmeler sağlanacaktır.
Meyve, sebze ve şeker pancarı üretiminde olacak artışlar için planlama
çalışmaları yapılmaktadır.
Veteriner sağlık meslek lisesi
Veteriner hekimlere yardımcı ara insan gücü
yetiştirmek için ilçede, 1974-1975 öğretim yılında "hayvan sağlığı
memurları meslek lisesi" adı altında bir meslek lisesi açılmıştır. Üç
yıl amacı doğrultusunda eğitim yaptıktan sonra 1978 yılında el sanatları
eğitim merkezi olmuş ve öğrenciler başka okullara nakledilmiştir.
1983-1984 öğretim yılında yeniden ilk açıldığı şekle dönüşmüş, 1991
yılında da adı "veteriner sağlık meslek lisesi" adını almıştır. 37 dekar
alanda 25 görevli ve 115 öğrenci ile eğitim ve öğretime devam
etmektedir. Kuruluşundan bugüne kadar 300 mezun vermiştir.
Barit madeni
Şarkikaraağaç ilçesinde barit madeni bulunmaktadır.
Özel bir şirket olan başer maden sanayi, barit madenini işletmektedir.
İlçede taş ve kum ocağı, un fabrikası, çivi fabrikası gibi orta ölçekli
işletmeler vardır.
Turizm
Geçmiş medeniyetlere ait çok sayıda höyük bulunması,
anabura antik kentinin olması, doğal güzellikler bakımından kızıldağ
milli parkının ve beyşehir gölünün bir bölümünün ilçe sınırları içinde
bulunuşu ilçeye turizm yönünden önemlilik sağlamaktadır. Ayrıca ilçenin
önemli bir yol güzergahında bulunuşuyla ulaşım kolaylığı da ayrı bir
avantajdır.
Kızıldağ milli parkı
İlçenin güneyinde 1840 rakımlı büyük sivri bir
tepeden başlayarak 1180 rakıma kadar inmektedir. İlçeye 8 kilometre
uzaklıktadır. 631 hektarlık bir sahadadır. Kızıldağ milli parkının 4
kilometre güneyinde beyşehir gölü bulunmakta olup, gölden esen güney
rüzgarları bebik vadisiyle yertutan mevkiinden geçerek milli parka
ulaşmaktadır. Sedir ormanlarıyla yoğunlaşan bol oksijenli temiz hava
milli parkın özelliğidir. Milli parkta dağ evleri ve kamp sahaları
bulunmaktadır. Kızıldağ'ın havasının çeşitli göğüs hastalıklarına iyi
geldiği göz önüne alınarak 1986 yılında 100 yataklı bir göğüs
hastalıkları hastahanesi temeli atılmış olup inşaatı devam etmektedir. ,
Beyşehir gölü
Bir bölümü ilçe sınırları içerisinde kalır. İlçe
merkezine uzaklığı 20 kilometredir. Göl kenarında dinlenmek için
tesisler vardır. Gölde, sazan, levrek gibi balık türleri; yaban ördeği,
karabatak, sülükçün, meke gibi kuş türleri bulunmaktadır. Kontrollü
avlanma yapılmaktadır.
Arak mağarası
İlçe ile fele pınarı arasında, ilçe merkezine 4,5
kilometre mesafededir. Konya karayoluna 2.7 kilometre uzaklıkta olup,
kara tepenin eteklerinde yer alır. Giriş kapısı oldukça dardır. Mağaraya
girildikten sonra 11 metre kadar dar yol devam eder. Daha sonra sağa
doğru bir genişleme başlar ve asırlardır. Oluşan sarkıt-dikitler göze
çarpar. Mağaranın temiz havası ziyaretçileri ürpertir. Yarasaların
barınağı olan bu bölümden sonra sağa doğru sütunlar arasında 13 metre
daha gidilir. Sonra birden 5 metre kadar aşağıya inilir ve 11 metrelik
bir çukurla karşılaşılır. Daha ileri gidilememiş olup mağaracılık sporu
ile uğraşanların ilgisini beklemektedir. Mağara önü ilçenin güzel piknik
yerlerinden birisi olup, bol sulu pınarı ve söğüt ağaçları vardır.
İlçede halkın geleneksel piknik yerleri ve suları sürekli akan pınarlar
vardır. Bunlardan en güzelleri, çarıksaraylar, pınarbaşı, fele pınarı ve
arak içmesidir. Şarkikaraağaç ilçesinde, araştırılmış mağaralardan
öşekçi ve göllü mağaraları yer alır.
ISPARTA
Tarihçe
Isparta merkez ilçe olarak eski ve tarihi bir
kenttir. Kentin en az 4 bin hatta 5-6 bin yıllık bir tarihi olduğu
tahmin edilmektedir. Burada hititlerin, frigyalıların, lidyalıların,
iranlıların, makedonyalıların (yunanlıların), romalıların (bizans),
arapların, haçlıların, selçukluların, hamitoğullarının, osmanlıların
zaman akışı içinde hükümran oldukları bilinmektedir. Miladın
başlangıcında (baris) adını taşıyan bu günkü ısparta’nın da içinde
bulunduğu pisidia bölgesi uzun süre romalıların da egemenliği altında
bulunmuştur. Romalılar döneminde hıristiyanlığın dini merkezi
ısparta’dır. Bulgulara göre romalılar ısparta’da 12 çeşit para
çıkarmıştır. Isparta 1204 yılında selçuklu hükümdarı 3. Kılıç arslan
tarafından bizans egemenliğinden alınmış 8 asra yakın bir zamandır
türklerin toprağı olmuştur. Anadolu beylikleri döneminde ısparta 1300
yılında hamitoğulları beyliğinin merkezi olmuş, 1390 yılında da osmanlı
devletinin sancağı olmuştur. Isparta cumhuriyetin ilanı ile birlikte
1923 yılında vilayet olmuştur. Isparta adının kaynağı; ısparta adının
hititçe ya da lidya dilinden gelme “baride” kelimesinden kaynaklandığı
tahmin edilmektedir. Bu kelimenin başına anadolu’ya gelen yunan
göçmenlerinin “eis” takısını ekleyerek “ısbarıda” dedikleri sonradan
türkler tarafından “ısparta” şeklinde kullanıldığı görüşüne bilim
adamları katılmaktadır.
Tarihi ve kültürel değerler;
Baris antik kenti; merkez
ilçede, şimdiki karaağaç mahallesinin bulunduğu yerde baris antik
kentinin bulunduğu söylenmektedir. Bu yörede yapılan bazı temel
kazılarında çıkan eserler arasında m.ö. 3.yy a ait sikkeler
bulunmaktadır. Barisin helenistik çağdan itibaren roma dönemi sonuna
kadar sikke basan bir kent olduğu bilinmektedir. Antik kentin gölcük
gölünün taşması sonucu toprak altında kaldığı sanılmaktadır. Minassos
antik kenti; kent hakkında kesin bir bilgi yoktur. Ancak minasın denilen
minas çayı civarında olduğu sanılmaktadır. İçme suyu ile ünlü minassos
tan bayatta bulunan sidera antik kentine su götürüldüğü su kanalı
kalıntılarından anlaşılmaktadır. Minasın mevkiinde kentin duvar
kalıntıları, roma dönemine tarihlendirilen seramik parçaları vardır.
Sikkelerde minassos ve adrana yazılarına rastlanmıştır. Kapıkaya antik
kenti; merkez güneyce köyünde kapı kaya mevkiinde kalıntılar üzerinde
kesin bir yazıt olmamakla birlikte şehrin hellenistik dönemden kaldığı
kesindir. Şehirden bazı duvar kalıntıları ile mimari bloklar
görülmektedir. Aliköy höyük; ısparta’nın 8 km batısında harımarkası
mevkiindedir. 150x100 m. Boyutlarında 7 m. Yüksekliğindedir. Höyükte ilk
tunç çağı ve kalkolitik çağ yerleşmesi vardır. Kanlı höyük; ısparta’nın
7 km. Doğusunda ısparta-eğirdir asfaltının 25 m. Güneyindedir. 15x25m.
Boyutlarında, yüksekliği 2m. Kadardır. Erken ve geç kalkolitik ile ilk
tunç çağı yerleşmesi mevcuttur.
Kutlubey camii (ulu camii); kutlubey camii, ı. Murat zamanında hamid iline
tayin olan kutlubey tarafından yaptırılmıştır. Bir çok kez tamir ve
eklemelerle orijinalliği oldukça kaybolmuştur. Vakfiyesindeki kayıtlara
göre m.s. 1488(h.884) tarihinde yaptırılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Firdevs paşa camii (mimar sinan camii);
ısparta valisi firdevs bey tarafından 1561 yılında mimar sinan stilinde
inşa ettirilmiştir. 5 kubbeli son cemaat mahalli geniş merkezi kubbesi
dikkati çeker. Sütun başlıklarıyla kemer ve kubbelerinde devrinin mimari
özelliklerini görmek mümkündür.
Hızırbey camii; keçeci mahallesinde bulunan camii ısparta’da hüküm
süren hamidoğullarından dündar beyin kardeşi hızırbey tarafından 1312
yılında yaptırılmıştır.
İplik camii (hacı abdi camii). Halk arasında iplikçi
camii diye anılan bu yapı 1554 yılında ıspartalı zenginlerden hacı abdi
ağa tarafından yaptırılmıştır. Sadrazam halil hamit paşa tarafından 1781
yılında genişletilmiştir.
Kavaklı camii; 1782 yılında abdi paşanın yardımı ile o zamanki ısparta valisi
tarafından yaptırılmıştır. Bu cami içindeki bitkisel dekorlu kütahya
çinileri ile dikkati çeker.
Pir efendi sultan (piri mehmet halife) türbesi;
ısparta’nın namazgah yöresinde, şimdiki halı sarayı-sümerbank
karşısındaki yerde bulunan türbe yerinden kaldırılıp eski mezarlığa
nakledilmiş özel türbe yaptırılarak gömülmüştür. Hakkında pek çok
rivayet bulunan pirefendi sultan 1554 senesinde vefat etmiştir.
Halife sultan türbesi; şehrin dışında türbesi olan halife sultan feraiz
şarihi (miras payları açıklayıcısı) olarak ün yapmıştır. Seydi halifedir
kerametler gösterdiği söylenmektedir. Şeyh alaaddin efendi türbesi
(aldan efendi-aldan dede); ısparta’nın gülcü mahallesinde “binti emir
kabristanı” içinde bulunur. Erdebili tarikatından seydi halifenin
halefidir. Gökveli sultan türbesi (şeyh recep); harabizade veya
çukurcuzade medrese diye anılan, abdi paşa (kavaklı) camii bitişiğindeki
medrese içinde gömülü olan gökveli sultan veya şeyh sultan veya şeyh
recep efendi, islâmlığın anadolu’ya yayılmaya başladığı sıralarda
horasandan gelmiştir. Bir çok kerametleri olduğu söylenir.
Hace-i sultan (abdülkadir
geylani); ısparta’nın hisarefendi mahallesinde, delikli taş yanında
“uyaoğlu tekkesi” adı ile anılan yerdir.
Sıtma dedesi türbesi;
pirimehmet halifenin darüşifası civarında sokak içinde bulunmaktadır.
Hızır abdal sultan türbesi; tekke mahallesinde ve kendi adıyla anılan yerde
gömülüdür. Yılankıran çeşmesi; il merkezindeki tek selçuklu eseri olup
isa oğlu muhammet isminde bir hayırsever tarafından 1135 yılında
yaptırılmıştır. Arapça ve farsça kitabesi ısparta müzesinde
sergilenmektedir
.Karbuz çeşmesi; halil hamit paşa tarafından 1768 yılında
yaptırılmıştır. Mimar sinan camisi kapısındaki yerinden bugünkü yerine
nakledilmiştir.
Keçeci hamamı; ısparta’da hüküm süren hamitoğullarından dündar
beyin kardeşi hızır bey tarafından keçeci mahallesinde 1284 yılında
yaptırılmıştır.
Yeni hamam; iplik camiinin sol tarafındadır. 1691 tarihinde
yeniçeri ağalarından savlı dalboyunoğlu ahmet tarafından yaptırılmıştır.
Isparta müzesi: müze 8 mart 1985 tarihinde hizmete açılmış olup
etnografik ağır basan bir müzedir. Müzede 4 teşhir salonu vardır.
1.salonda yörenin arkeolojik eserleri ve sikkeler, 2.salonda etnografik
malzemeler, 3.salonda yörük malzemeleri, 4.salonda halılar
bulunmaktadır.
Halil hamit paşa il halk kütüphanesi;
sadrazam halil hamit paşa tarafından 1783 yılında hacı abdi camisine
ilave olarak kurulmuştur. Yeni binasına 1969 yılında taşınmıştır. 3
okuma salonu 1 kitap deposu vardır, ayrıca 1 de gezici kütüphaneye
sahiptir. 1996 yılı sonu itibariyle 41554 adet kitap kolleksiyonu
mevcuttur.
Eski ısparta evleri(damgacı sokak);
merkez ilçede sivil mimarlık örneği olarak 58 tescilli konut vardır.
Bunlar 19.yy.mimarı tarzında yapılmış iki katlı kargir yapılardır. Bu
binalarda, ortada bir salon yanlarda odalar bulunmaktadır. Tavanlar
ahşaptır. Duvarlar bağdadi tarzda yapılmış, çatılar ahşap ve alaturka
kiremitle kaplıdır.
Firdevs bey bedesteni; firdevs bey camiine gelir sağlamak için mutasarrıf
vali firdevs bey tarafından 1561 yılında yaptırılmıştır. Bedestenin
kuzey-güney doğrultusunda iki kapısı vardır. Bedesten bugün kapalı çarşı
olarak kullanılmaktadır.
Doğal değerler
Gölcük gölü(tabiat parkı); merkez ilçenin güneybatısındaki hisarptepe de yer
alan ve çevresi yeni yetiştirilmiş ağaçlarla kaplı bir krater gölü olan
gölcük ile 12 km. Uzaklıktadır. Asfalt bir yolla ulaşım olanağı bulunur.
Gölün etrafı 150-300 m.yi bulan volkanik küllü tepelerle çevrilidir.
Daireyi andıran gölün çapı 1500m. Derinliğinde yer yer 32 metreyi bulur.
Göl kıyısında piknik için tüm altyapı tesisleri mevcuttur. Bir de gazino
binası bulunmaktadır.
Ayazmana mesireliği; ayazmana mesire yeri merkez ilçenin 2 km.
Güneydoğusunda olup ilçeye asfalt bir yolla bağlıdır. Soğuk suları ile
ünlü olan dinlenme yeri kestane ağaçlarıyla kaplıdır. Piknik için tüm
altyapı düzenlemeleri yapılmıştır.
Milas mesireliği; merkez ilçeye 10 km.lik bir asfalt yolla bağlı olan
mesirelik soğuk suları ve doğal güzellikleri ile ünlüdür. Mesire yerinde
tüm altyapılar, bir de havuz bulunmaktadır.
Kirazlıdere mesireliği;, hisartepe yamaçlarında, ısparta’yı kuşbakışı
gören, etrafı bağ ve bahçelerle kaplı ve birde gazinosu bulunan bir
dinlenme yeridir. Özellikle yaz aylarında seyir ve serinlik bakımından
oldukça rahatlatıcı bir konuma sahiptir.
Davras dağı kış sporları turizm
merkezi;
17.02.1995 tarihinde bakanlar kurulu kararıyla turizm merkezi ilan
edilen bu yerin yol, su, elektrik gibi altyapı çalışmaları tamamlanmış,
bir de mülkiyeti il özel idaresine ait kayakevi yapılmıştır. Mekanik
tesislerinde 1997 yıllında tamamlanması beklenen turizm merkezinin kayak
sporunun her türlüsünü yapmaya olanak sağlayan fiziki yapısıyla büyük
bir kayak merkezi olmaya adaydır.
YALVAÇ
Doğal
yapı:
Yalvaç ilçesi akdeniz bölgesi'nin batısında yer alır.
Sultan dağlarının güneybatı eteklerine yayılmıştır. Doğuda konya ilinin
akşehir, batıda senirkent ve afyon ilinin çay ilçesi, kuzeyde sultandağı,
güneyde ise şarkikaraağaç ve gelendost ilçeleri ile sınırlıdır.
Yüzölçümü 1415 kilometrekaredir. Denizden ortalama yüksekliği 1100
metredir. En yüksek noktası ise, 2531 metre il yalvaç-çay sınırında
bulunan gelincik ana tepesidir. Akköprü ve sel çayları sultan
dağlarından doğan yörenin önemli iki akarsuyudur. Yalvaç, kumdanlı,
hüyüklü ve yağcılar ovaları ilçe sınırlarında kalan başlıca
düzlüklerdir. İlçenin batısındaki hoyran gölü ilçenin tek gölüdür.
Yalvaç ilçesinin iklimi; akdeniz iklimi ile kara iklimi arasında geçiş
özelliği taşır. En yüksek sıcaklık 37 derece, en düşük sıcaklık -18
derece olarak tespit edilmiştir. İlçenin yıllık ortalama sıcaklığı 12
derecedir. Yıllık ortalama yağış 470 mm.'dir. En fazla yağış kış
mevsiminde, en az yağış ise yaz aylarında görülür. Bölgede hakim esen
rüzgar poyrazdır. İklim özelliklerin bağlı olarak, "step otu"
topluluklarına benzeyen otluklar ile akdeniz bölgesinin tipik bitki
örtüsü makilere benzer çalılıklar ile çam, ardıç ve meşeden oluşan ağaç
toplulukları mevcuttur. Otluklardan da çok koyun, keçi gibi hayvanların
beslenmesinde yararlanılır. Ağaç ve çalılıklar ise, çetince, bağkonak,
kuyucak, gemen, sücüllü, kapıkara orman ve koruları şeklinde doğu-batı
istikametinde sıralanmaktadır.
Tarih:
Tarih öncesi devirlerden başlayarak yalvaç ve
çevresinin önemli bir yerleşim merkezi olduğu görülür. Yalvaç'ta yapılan
tarih öncesi araştırmalar sonucunda bir çok yerleşme yeri tespit
edilmiştir. Bununla beraber geç neolitikten daha eskiye inen bir
yerleşme merkezi henüz bulunmamıştı. Teknepınar ve kuyucak höyüklerinden
elde edilen keramikler, obsidyen ve çakmak taşından yapılmış muhtelif
aletler buralarda oldukça yoğun bir geç neolitik çağ yerleşmesinin
varlığına tanıklık eder. Yalvaç'ın kalkolitik çağda iskan gördüğünü
yarıkkaya ve kayadibi höyüklerinde göze çarpan pişmiş toprak buluntular
kanıtlanmaktadır. Dr. Mehmet taşlıalan'ın yalvaç'ın tarihçesi adlı
araştırmasında verilen bilgiler yalvaç'ın tunç çağında da önemli bir
yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. Anadolu'da m.ö. 3200-1200
yılları arasında tarihlenen tunç çağında, anadolu'nun birçok yerinde ve
göller bölgesinin hemen her kesiminde olduğu gibi, yalvaç yöresinde de
çok sayıda yerleşme yeri olduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya
çıkmıştır. Elde edilen malzemelerin değerlendirilmesi sonucunda kırka
yakın tunç çağı yerleşim merkezi tespit edilmiştir. Yalvaç yöresinde ilk
ve orta tunç çağlarında yerleşme yerlerinin yoğun olmasına karşılık son
tunç çağında yerleşmenin oldukça azalması dikkat çekmektedir. M.ö. 546
yılında lidya kralı kroissos'un pers kralı kyros'a yenilmesinden sonra,
tüm anadolu toprakları gibi pisidia'da pers idaresi altına girmiştir. Ne
var ki pers işgalini gösteren herhangi bir kanıt, diğer pisidia
şehirlerinde olduğu gibi yalvaç yöresinde de ele geçmemiştir. Ancak w.
Ramsak, kilikya'dan batıya hareket eden pers kralı xerxes'in m.ö. 481
yılında suğla ile beyşehir göllerinin doğusunda antiocheia üzerinden
geçerek eğirdir gölünün kuzeyinde uluborlu ve dinar'dan sardes'e
gittiğini yazmıştır. Makedonya kralı büyük iskender m.ö. 334'de
başladığı anadolu seferiyle pers'lerin egemenliğine son verir. Yalvaç'ın
o dönemdeki adı pisidia antiocheia olarak geçmektedir. Antiocheia'nın
m.ö. 300-280 yılları arasında l.antiokhos tarafından seleukos kolonisi
olarak kurulduğu sanılmaktadır. Yalvaç'ın tarih boyunca menar, pisidia,
antiocheia, colonia caesarea, tochia ol antiochia, colonia caesarea
antiocheia isimleriyle anıldığı görülmektedir. L.antiokhos'un ölümünden
sonra antiocheia, bergama kralı l.attalos (m.ö. 241-197) tarafından
alındı. Bergama krallığı seleukos'larda sık sık çarpışmaya girdiler.
Seleokos'ların eline tekrar geçen bölge m.ö. 189 yılında romalıların
istilasına uğradı. Romalılar, bergama kralı lll. Antiokhos ile barış
yaparak aldıkları toprakları bergama krallığına verdiler. M.ö. 133
yılında bergama kralı toprakları tekrar romalılara bıraktı. Bu olaydan
sonra romalılar, "asya teşkilatını" kurdular. İmparator konstantin 311
yılında hıristiyanlığı serbest bırakmış ve dinin yayılmasına yardımcı
olmasıyla, hıristiyanların büyük şehirlerde birer metropolitliği
oluşturdu. Antiocheia’nın da 325-787 yılları arasında muhtelif yerlerde
yapılan meclis veya konsüllere bir metropolit ile katıldığı biliniyor.
Bu dönemde antiocheia'ya metropolitlik olarak, neopolis (şarkikaraağaç)
sozopolis (uluborlu) ve nikopolis bağlı idiler. Hıristiyanlık tarihinin
önemli bir olayı da 46 yılında st.paul ve st.barnabas'ın antiocheia’ya
gelerek dini yaymak istemeleridir. St. Paul'un anadolu'ya yaptığı üç
seyahatinde antiocheia’ya uğraması kentin hristiyanlık alemi için
oldukça önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Bu dönemde
hıristiyan bizans'ın düşmanı müslüman araplar olmuştur. Araplar
anadolu'ya sayısız akın yapmışlardır. Antiocheia’ya yapılan akınların en
şiddetlisi, halife velid devrinde oğlu abbas tarafından 713 yılında
yapılandır. Yakılan ve yıkılan şehirden binlerce esir alınarak geri
dönülmüştür. 1071 malazgirt zaferi ile anadolu akınlarına başlayan
selçuklu türkleri zaman zaman bazı toprakları ele geçirmiş daha sonra
bırakmak zorunda kalmışlardır. Antiocheia savunmaya elverişli bir merkez
olduğundan, l. Haçlı orduları selçuklu saldırılarına karşı buraya
sığınmışlardır. 1101 yılında bizans'a aittir. Yalvaç (antiocheia) ve
çevresinde devam eden türk-bizans mücadelesine rağmen 1176 yılına kadar
taraflar birbirlerine kesin üstünlük kuramamışlardır. Önemli bir olayda
ll. Haçlı seferleri sırasında olmuş, fransız kralı louis ile türkler
arasında antiocheia'da yapılan savaşta (1148) bizanslılar geri çekilmek
zorunda kalmalarıdır. 1176 yılında sultan ll. Kılıçarslan ile bizans
imparatoru manuel kommenos arasında kumdanlı boğazından yapılan
myriokephalon savaşı ile yalvaç kesin olarak türk egemenliğine
girmiştir. Yalvaç bir türk beyinin adıdır. Malazgirt savaşından sonra
türklerin batı anadolu'ya yayılmaları sırasında, oğuz boylarından emir
boyu yalvaç bey önderliğinde, antiocheia'ya yerleşmişler ve kent bundan
sonra yalvaç adını almıştır. 1243 kösedağı savaşından sonra ilhanlıların
kontrolüne giren yalvaç, 1280 yıllarında kurulan hamitoğulları beyliği
sınırları içinde kalmıştır. 1380'de l. Sultan murad zamanında osmanlı
devleti egemenliğine girmiştir. 1840 yılında kaza olarak konya'ya
bağlanmış, 1864 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. Yalvaç,
cumhuriyetin ilanından sonra ısparta'ya bağlanmış ve her geçen gün
gelişen bir ilçe durumuna gelmiştir.
Kültür varlıkları
Pisidia antiocheia antiocheia antik kenti yalvaç ilçesinin 1 km. Kadar
kuzeyinde sultan dağlarının güney yamaçları boyunca uzanır. Anadolu'da
yirmiden fazla antiocheia olduğu için bu şehirler birbirlerinden bölge
isimleri ile ayrılmışlardır. Onun için bu antik kente pisidia antiocheia
denilmiştir. Şehir helenistik devirde m.ö. 3. Yüzyılda seleukos soyundan
l.antiokhos tarafından kurulmuştur. Kurucusuna izafeten antiocheia adını
almıştır. Antik kentte ilk önemli araştırmalar 1914- 1924 yılları
arasında w.ramsay ve d.robinson tarafından gerçekleştirilmiştir. Uzun
bir aradan sonra 1980 yılından itibaren yalvaç müze müdürlüğü tarafından
araştırmalara devam edilmiştir. Göller bölgesi
arkeolojik-kültürel-turistik araştırma ve değerlendirme projesinin 1993
çalışmaları raporunda prof. Dr. Rüçhan arık, antiocheia hakkında şu
görüşe yer vermektedir: "buralarda çok geç kalınmış ve pek çok kayıplar
verilmiş olduğu halde, hem bilim, hem turizm açısından hala verimli
değerlendirmeler yapılabilir. Özellikle yalvaç (antiocheia), bir açık
hava müzesi olmanın yanı sıra, yepyeni bir hıristiyan hac merkezi olarak
da çarpıcı gelişmeler sahne yapılabilir." antiocheia kenti düzenli bir
şehir planına sahip olup; engebeli arazide ızgara şehir planı
uygulanmıştır. Antiocheia'nın göze çarpan yapıları arasında; augustus
kutsal alanı, tiberius meydanı, roma hamamı, su kemerleri, tiyatro, st.
Paul kilisesi, ana caddeler ve batı kapısı yer almaktadır.
Men kutsal alanı antiocheia'nın 5 km. Güneydoğusunda ve gemen korusu
doruğunda daha ilkçağın erken dönemlerinden başlayarak phrygia ve
pisidia yörelerinin en saygın tanrılarından biri olan men'in önemli bir
kutsal alanı yer almaktadır. Burada tapınılan men, men askaios ya da men
askaenos diye anılıyordu. Etrafı ay kabartmalı ve yazıtlı bir temenos
duvarı ile çevrili alanın ortasında tanrı men'in tapınağı yer
almaktadır. Kutsal yapının etrafında muhtelif fonksiyonları olan yapı
toplulukları bulunmaktadır. Bunlar arasında tören salonu, rahip veya
rahibe evleri oldukça dikkat çekicidir. Men mabedi dışında bir odeon,
boyutları farklı tapınma yerleri ve bir kilise kutsal alan'ın
zenginliğine işaret etmektedir. Antiocheia'dan men mabedine ulaşan
kutsal yolun bugün dahi görkemli izlerine rastlamak mümkündür. Kutsal
alanda ilk kazılar 1911-12 yıllarında w.ramsay tarafından yapılmış olup,
sözü edilen alanda 1995 yılından itibaren yalvaç müzesi tarafından
yeniden çalışmalara başlanmış bulunmaktadır. Kutsal alana bugün
stabilize bir yol ile rahatlıkla ulaşılmaktadır.
Limnai adası yalvaç'a 25 km. Uzaklıkta gaziri mevkiinde hoyran
gölü içerisinde bir ada olup, göl kenarına asfalt bir yolla
ulaşılmaktadır. Surlarla çevrili olan adanın içerisinde muhtelif
yapıların yanı sıra artemis tanrıçasına adanan bir tapınağın kalıntıları
yer almaktadır. Adanın ilkçağlardan beri iskan gördüğü ve tapınma için
önemli bir merkez olduğu anlaşılmaktadır.
Kaya mezarları hoyran gölünün hemen eteklerinden yükselen kaya
yüzeyinde boyutları farklı olan kaya mezarları yer almaktadır. Bunlar
arasında alınlıklı olan mezar en ilgi çekici olanıdır. Phrygia kaya
mezarlarının farklı biçimlerini burada adım adım izlemek mümkündür.
Devlethan camii
yalvaç'ın merkezindedir. Devşirme malzeme ile yapılan
cami, beylikler devri cephe özelliğine sahip olup, enine atılmış üç
sütun dizisi ile dört sahne ayrılmış üzeri kırma çatı ile örtülü bir
yapıdır. Caminin tek minaresi yapının kuzeydoğu köşesinde yer
almaktadır. Mihrabı ve minberi düz sadedir. Caminin muhtelif zamanlarda
onarımlar geçirdiği bu yüzden 16. Yüzyıla ait olan bu yapının günümüzde
orijinalinden ayrıldığı gözlenmektedir.
Yeni cami
yalvaç merkezinde ve devlethan camisinin hemen önünde
yer almaktadır. Malzemesi dıştan moloztaş, içten horasan harcı ile
yapılan ve 19.yy'a ait olan yapı, yaklaşık kare bir plana sahip olup,
dört sütun üzerinde oturan bir kubbesi mevcuttur. Örtü sistemi bütünüyle
dıştan kırma çatı ile örtülüdür. Minare kuzeybatı köşede bulunmaktadır.
Mihrabı ve minberi düz ve sadedir. Kubbede bulunan süslemeler son
dönemde onarılmıştır.
Leblebiciler camii bu yapıda oldukça sade dış cephelere ve bir harime
sahiptir. Devşirme malzeme ile yapılmıştır. Girişin sağında, tuğla
malzeme ile tek şerefeli olarak yapılmış bir minaresi vardır.
Eski hamam
yalvaç'ın kaş mahalle mevkiinde bulunan hamam,
bölgesel osmanlı geleneklerini ihtiva eden soyunmalık, soğukluk,
sıcaklık, su deposu ve külhan gibi bölümleri ile klasik türk
hamamlarının özelliğini yansıtır. Yapıya iki ayrı girişten
girilmektedir. Yapı malzemesi tuğla ve üzeri sıva ile sıvanmış bir
karakterde ancak dış duvarlarda devşirme malzeme kullanılmıştır. Erkek
ve kadınlara hizmet veren hamam bu yönüyle tek hamamlar grubuna
girmektedir. Hamam yapılacak küçük bir onarımla gerçek kimliğine
kavuşacaktır.
Yeni hamam yalvaç merkezinde yer almaktadır. 19.yy.'a ait olan
yapı, geçirdiği tamiratla ilk özelliğini kaybetmekle beraber günümüzde
işlevini sürdürmektedir.
Anıtsal çınar yalvaç merkezinde ve ilçenin geçmişi kadar eskilere
dayanır. Adeta yalvaç'ın bir sembolüdür. Sayısı bir hayli fazla olan
kahvehaneleriyle farklı bir dinlenme yeridir.
Hıdırlık tepesi yalvaç'ın geleneksel hıdrellez kutlama yeri olup,
ilçeye 1 km. Uzaklıktadır. Çam ağaçlarının çevrelediği yerde ihtiyaca
cevap verebilecek tesisler bulunmaktadır.
Hisarardı yalvaç'a 3 km. Uzaklıkta gerek çam ormanları gerekse
bol suyu ile ihtiyaç giderecek nitelikte bir dinlenme yeridir.
Hoyran gölü ilçe merkezine 25 km. Uzaklıkta bulunan göl ve
çevresi tabii güzelliklere sahip bulunmaktadır. Kamp kurmak için
müsaittir. Yeme içme ihtiyacı için küçük çapta tesisler vardır.
Gemen korusu ilçeye 5 km. Uzaklıktadır. Tarihi ile tabiatı
birleştiren çekici bir güzelliğe sahiptir. Bugün stabilize bir yol ile
koruya ulaşmak mümkündür. Yapıcı eller bu ilginç yeri daha elverişli
hale getirebilir.
Eğitim kültür:
Yalvaç'ta 1921 yılında ortaokul açılmış olduğu ve
ortaokul açılmadan önce idadi ve rüştiye mektepleri bulunduğu
bilinmektedir. Yalvaç'ta eğitim öğretim faaliyetleri ülke standartlarına
yakın düzeyde gelişim göstermiştir. 1921 yılında zamanın kaymakamı
abdurrahman bey zamanında inşa edilen ortaokul uzun yıllar ilçeye hizmet
vermiştir. 1940 yılına kadar yatılı olan okul, çevrede ortaokul
sayısının az olması sebebiyle büyük hizmet vermiştir. İlçede 16.03.1957
tarihinde 69 öğrenciyle özel lise açılmıştır. Özel lisenin açıldığı
tarihte yalvaç ilçesinin eğitim ve öğretim durumuna bakacak olursak şu
tabloyu görürüz: özel lise ortaokul 10 öğretmen 456 öğrenci; devrim,
alemdar, gazipaşa, uyanış ve salur ilkokullarında 27 öğretmen 1322
öğrenci bulunmaktaydı. Köylerde de 35 ilkokul, 67 öğretmen ve 4166
öğrenci bulunduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır. Bugün yalvaç'taki eğitim
durumunu değerlendirdiğimizde büyük atılım içinde olduğunu görürüz.
Özellikle son yıllarda yalvaç’ta anadolu lisesi, anadolu imam hatip
lisesi, teknik lise, yabancı dil ağırlıklı lise (süper lise) açılması,
atatürk lisesi'nin bilgisayarlı eğitime dahil edilmesi, yeni okul
binalarının yapılması, okulların malzeme yönünden desteklenmesi eğitimde
hamle sayılacak niteliktedir. Yalvaç ilçesinde ilköğretim kurumu olarak;
32 ilkokul, 15 ilköğretim okulu vardır. Bu okullarda 8179 öğrenci
öğrenim görmekte, 304 öğretmen, 11 memur ve 66 hizmetli görev
yapmaktadır. İlçe merkezinde bulunan ortaöğretim kurumları ise
şunlardır: atatürk lisesi ve bünyesinde yabancı dil ağırlıklı lise
sınıfları, anadolu lisesi, kız meslek lisesi, imam hatip lisesi, anadolu
imam hatip lisesi ve çok programlı lise bünyesinde; ticaret lisesi,
çıraklık eğitimi, teknik lise, endüstri meslek lisesi bulunmaktadır.
İlçeye bağlı kasabalarda ise; körküler, tokmacık, kumdanlı ve
bağkonak'ta lise vardır. Yalvaç ilçesi genelinde, ortaöğretim
kurumlarında 2373 öğrenci öğrenim görmekte olup, 139 öğretmen, 10 memur,
39 hizmetli görev yapmaktadır. Ayrıca ilçede kurum olarak halk eğitimi
merkezi, öğretmen evi, 2 adet dershane ve bir adet sürücü kursu milli
eğitime bağlı olarak hizmet vermektedir. Yalvaç halk eğitimi merkezi'nin
kendi binasının inşaatı devam etmektedir. Merkez, kasaba ve köylerde,
bilgisayar, kalorifer ateşçiliği, biçki-dikiş, giyim, makine nakışı,
kuaför, trikotaj kursları açılmakta ve genel kültür etkinliklerine yer
verilmektedir.
Sağlık hizmetleri:
Yalvaç devlet hastahanesi 100 yataklıdır. Servisler
ve ameliyathane modern hale getirilmiştir. Ek binası da tamamlanmıştır.
Personel sayısı 125 civarında değişmekte ve çeşitli branşlarda uzman
hekim bulunmaktadır. 1994 yılı istatistiklerine göre yalvaç devlet
hastahanesinde 38718 kişiye poliklinik hizmeti verilmiş, 2686 kişi
yataklı tedavi görmüş ve 542 ameliyat, 621 doğum yapılmıştır.
Hastahanede yatak doluluğu yüzde 51 dolayında gerçekleşmiştir. Sağlık
grup başkanlığına bağlı merkez, kasaba sağlık ocakları ve sağlık evleri
şunlardır: yalvaç merkez sağlık ocağı ve bu sağlık ocağına bağlı olarak
hizmet veren eyuplar, kurusarı sağlık evleri; özbayat sağlık ocağı,
özgüney sağlık ocağı, kuyucak sağlık ocağı, bağkonak sağlık ocağı,
kozluçay sağlık ocağı, dedeçam sağlık ocağı, çetince sağlık ocağı ve bu
sağlık ocağına bağlı korukaya, bahtiyar sağlık evleri, kumdanlı sağlık
ocağı ve bu sağlık ocağına bağlı celeptaş, gökçeali, aşağı tırtar,
yukarı tırtar sağlık evleri, hüyüklü sağlık ocağı ve bu sağlık ocağına
bağlı yağcılar, eğirler sağlık evleri, tokmacık sağlık ocağı ve bu
sağlık ocağına bağlı akçaşar sağlık evi, yukarı kaşıkara sağlık ocağı ve
bu sağlık ocağına bağlı aşağı kaşıkara sağlık evi, körküler sağlık ocağı
ve sağlık ocağına bağlı sağır, kırkbay, mısırlı, terziler sağlık evleri,
sücüllü sağlık ocağı ve sağlık ocağına bağlı çamharman, yarıkkaya sağlık
evleri.
Ulaşım:
Yalvaç ilçesi ısparta il merkezine 105 km uzaklıkta
olup, yüksek standartlı asfalt yolla bağlıdır. İlçenin, bütün kasaba ve
köyleriyle asfalt yol bağlantısı mevcuttur.
Ekonomik durum:
Yalvaç ilçesinin gelir kaynakları, geçmişten günümüze
tarım, hayvancılık, su ürünleri ve el sanatları olarak sıralanabilir.
İlçede ekilebilir tarım arazisini 48.811 hektar olup, bunun 9.939
hektarında sulu, 38.872 hektarında kuru tarım yapılmaktadır. Sulu tarım
olarak, meyvecilik, sebzecilik, şeker pancarı, yonca, korunga ve mısır
gibi ürünler ekilip dikilmektedir. Meyvecilikte başta elma olmak üzere
armut, elma, kayısı, erik şeftaliden 36.954 ton ürün elde edilmekte
olup, meyve için toplam ekin alanı 4.100 hektardır. Sebze olarak da
başta |